TUĞBA TEKELİ - İNSAN !!!
Flaş Kocaeli
TUĞRA KUYUMCULUK
TUĞBA TEKELİ
TUĞBA TEKELİ

İNSAN !!!

07 Nisan 2026 tarihli yazısı

İnsan insanın kurdu mudur, yoksa insan insana iyi mi gelir?

 

İnsan, tek başına hayatta kalmak için yaratılmış bir canlı değildir. En eski topluluklardan bugüne kadar hep birbirine tutunarak yaşamış. Ateşin etrafında toplanan ilk insanlar da, bugün bir kahve masasında içini döken iki dost da aslında aynı ihtiyacı taşır: anlaşılmak ve ait olmak.

 

İnsan, yeryüzüne yalnız gelmiş olabilir; ama hiçbir zaman yalnız yaşayabilen bir varlık olmamıştır. Antropoloji bize bunu en eski izlerden beri anlatır. İlk insanlar mağaralara sadece soğuktan korunmak için sığınmadılar; birlikte kalabilmek, aynı ateşin etrafında ısınabilmek, korkuyu bölüşebilmek için bir araya geldiler. Çünkü insanın doğasında yalnızca yaşamak değil, birlikte var olmak vardır.

 

Belki de bu yüzden bir insanın sesi bazen en ağır yükü hafifletir. Bir dostun “seni anlıyorum” demesi, günlerce içimizde taşıdığımız sessizliği çözer. Çünkü insan, yalnızca biyolojik olarak değil, ruhsal olarak da diğer insanlarla tamamlanan bir varlıktır. Kendimizi çoğu zaman aynada değil, başka insanların gözlerinde görürüz.

 

Modern çağ bize bireyselliği öğretti; kendi ayaklarımız üzerinde durmayı, güçlü görünmeyi, kimseye ihtiyaç duymamayı… Oysa belki de en büyük yanılgımız burada başladı. Güçlü olmak, kimseye ihtiyaç duymamak değil; ihtiyaç duyduğumuzda birbirimize uzanabilmektir.

 

Antropologlar toplumların dayanışma biçimlerini incelerken bir gerçeği tekrar tekrar gösterir: İnsan topluluklarını ayakta tutan şey yalnızca kurallar ya da çıkarlar değildir; görünmez bağlardır. Bir bakış, bir temas, bir paylaşılmış acı, birlikte edilen bir kahkaha… Medeniyet dediğimiz şey biraz da bu görünmez bağların üzerine kurulmuştur.

 

Bugün en çok kaybettiğimiz bence birbirimize gerçekten temas etmek. Aynı ortamda bulunup birbirimize ulaşamamak, kalabalıklar içinde yalnız kalmak… Oysa insan insana sadece iyi gelmez; bazen insan, insana hayatın kendisini yeniden hatırlatır.

 

Çünkü bazı yaraları zaman değil, yalnızca başka bir insanın kalbi iyileştirir.

Bugün her zamankinden daha kalabalık, ama bir o kadar da yalnızız. Aynı masada oturup birbirimize bakmadan telefon ekranlarına gömülüyoruz. Aynı evin içinde yaşayıp birbirimizin yorgunluğunu fark etmiyoruz. Birbirimize temas etmeyi, gerçekten duymayı, anlamayı unuttuk. Oysa kırıldığımız yeri, sustuğumuz cümleyi, gizlediğimiz yarayı çoğu zaman başka bir insanın bakışında, davranışlarında görürüz. Bizi iyileştiren şey bazen çözüm değil, yalnız olmadığımızı hatırlatan bir varlıktır.

 

Şimdilerde çağımızın en büyük yoksulluğu, maddi eksiklikler değil; birbirimize ayıracak zamanımızın kalmamış olmasıdır. Çünkü insan, yalnız kaldığında susar; ama başka bir insanın kalbine değdiğinde yeniden konuşmaya başlar. İşte böyle oldukça, kelimelerin gücü ile içimizdeki güç birleşerek dünyaya akar ve onunla yeniden bir bütün oluruz adeta. Bu bizi bulunduğumuz yere ait hissettirir ve yaşamda ilerlemek konusunda cesur kılar, devam etmemizi sağlar.

 

Doğada savaştığımızda, ihtiyaç halinde bencil ve yırtıcı olabiliyoruz evet. Kendi çıkarlarımız için başkalarına da zarar verebilen yaratıklarız doğru. Ama ben bunun sadece ihtiyaç dahilinde ortaya çıkartılmasının gerektiğine inanıyorum. Gündelik yaşantımızda birbirimizle çılgınca savaşa girmemize gerek yok. Hatırlamalı ve birbirimize içtenlikle hatırlatmalıyız; biz birbirimize daima ihtiyaç duyacağız!

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99