Bu yazımı 24 Kasım Öğretmenler Gününde kaleme almak istemiştim. Ama bana herzaman,dakikalara, saatlere, günlere, haftalara sıkıştırılan kutlamalar ve anmalar sanki yapılan faaliyetlerin yetersiz kalacağı ve hedefine ulaşamayacağı hissini verir. Bu maksatla benim için çok önemli bugünün yazısını sonraya bıraktım. Etkisi devam etsin dedim belkide.
Öncelikle ve özellikle canım eşim, üzerimde emeği olan öğretmenlerim başta olmak üzere bütün öğretmenlerin öğretmenler gününü kutluyorum.
Öğretmenliğin nekadar kutsal bir iş olduğunu, mesleklerini yaparken yaşadıklarını bizzat canım eşimle yaşayarak görüyorum ve dahada görecek gibi duruyorum.
Bir öğretmen düşünün;
Meslek lisesini bitirdikten sonra daha 17 yaşında yardımcı öğretmen olarak bir özel ana okulunda öğretmen olarak başlayan bir serüven,
Yıllarca İstanbul’un en prestijli dünya standartlarında eğitim modelleriyle çalışılan okullarında ana okulu öğretmenliği,
Sonrasında eş durumundan şehir değişikliği bütün düzenin bozulmasına rağmen okul öncesi öğretmenliği lisans diploması gururu,
Ruhunda var öğretmenlik bağlasan durmaz,devlet okullarında yıllarca ücretli öğretmenlik hemde hiç öğretmenlik tecrübesi olmayan kadrolu arkadaşlarının üçte bir ücretine.Aynı işe farklı ücret..
Serüven başlar küçük çocuğu kucağında KPSS için yıllarca ders çalışmalar uykusuz günler geceler, dershanelere dökülen paralar ve 3 yılın sonunda yıllardır yaptığı işi yapma hakkını kazanma,
Öyle kolay değil öğretmen olmak, hakkını vermek lazım, 26 ıncı tercihi işaretlersin, şimdi kim bilir kaçıncı tercih. Her yere giderim yeterki mesleğimi yapayım isteği,
Tabiki 26. Tercih,Nusaybin dağ köyü ana sınıfı yok sen kuracaksın denilir. Eşinin asker olduğunu gizleyerek gidersin 6 yaşında çocuğunla. Kocaeli neresi Mardin neresi.
Vatanın heryeri bizim o çocuklar da bizim. O ana kuzularıda bu eğitimi almalı dersin, okulun açıldığının üçüncü günü teröristler gece okulu basar, lojmanda kalan öğretmenleri rehin alır, sabah öğrenirsin okula gitmek için çıktığın yolda durumu,
Bir yıl geçirirsin çocuğunla ve kadın başına,ama geçmek bilmez zaman, sokağa çıkma yasakları,terörist cenazeleri,gösteriler polis ve askeri araçların taşlanmaları normal faaliyetler.Ama dostluklar kurarsın ortamın ayrıştırıcı lığına inat hala devam eden dostluklar,
Eş durumu nedeniyle aile bütünlüğünü kurdum diye gelirsin ailenin yanına. Biter mi sıkıntı? Çalışırsın yıllarca bu seferde eşinin memuriyeti biter, sen doğu görevini tamamlamadın derler evinden 30 kilometre uzağa gidersin mesleğini icra etmeye.
Yaz boz tahtasına dönen her sene değişen eğitim sistemi, yetersiz, empatiden uzak, memuru üzerinden egolarını tatmin eden yöneticilerin (usta ve baş öğretmenlere yöneticilik yapmaya çalışan yeni mesleğe başlamış zamane yöneticileri) çıkardığı zorluklar ve gereksiz iş yüküyle zorlaşan öğretmenlik mesleği ve yorulan bedenler,
Öğretmenlik kanser olduğu haberini aldığında öğrencilerim ne olur stresine düşmek, onlar için üzülmektir.Yoğun tedavi programı içinde öğrencisinin veya velisinin telefonuyla vücuduna can yayılmasıdır.
Öğretmenlik, öğrencilerine kavuştuğunda gözlerinin içinin gülmesi sınıf içinde pire gibi sekerken eve gelince bitkinlikten uyuyakalmaktır.
Yıllarca verdiği emeğin karşılığında emekli olma hakkı olduğu halde alacağı emekli maaşıyla geçinememe
korkusudur öğretmenlik,
Öğretmenlik ilk öğrencileri 35 yaşlarına gelmişken, hala sırayı devir alan yeni çocuklarla ilk günkü coşku ve istekle mesleğini yapmaktır.
Bu kutsal meslek elindeki çocuk hamurunu vatan, millet, Atatürk sevgisi ve güzel ahlak ile şekillendirerek oluşturduğu eseri gururla seyretmektir
Bizim evde bir öğretmen var etrafına ışık saçan,önüne çıkan zorlukları birbir aşan, öğrencilerine ve kendi çocuklarına bunu öğreten.
Canım eşim öğretmenler günün kutlu olsun.
Kimseye saygısızlık etmek istemem; mutlaka hakkı ödenemeyecek daha büyük zorluklar yaşayan hatta hayatını bu uğurda kaybeden elleri öpülesi değerli öğretmenlerimiz de vardır.
“Öğretmenler Yeni Nesil Sizin Eseriniz Olacaktır.” Mustafa Kemal ATATÜRK
Yorum Yaz
Yorumlar
FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ
Tel: 0555 819 86 99