Halil Küçükparlak
flaskocaeli@gmail.com
Okunma Sayısı: 782
Halil Küçükparlak

Basın bu kadar mı ayağa düştü!

06 Şubat 2017 tarihli yazısı

Emekli olduktan sonra hasbelkader girdiğim basın sektöründe son 19 yılımı geçirdim. İstanbul’da ulusal yayın yapan gazetede başladığım bu işte Kocaeli’deki yerel gazetelerde devam ettirip bir gazetenin hemen hemen her kademesinde görev aldım. Yurdumuzda bazı sektörlerde olduğu gibi, hatta hepsinden fazla basın sektöründe iki ayrı kategoride çalışan vardır. Bir kısmı “alaylı” olarak tabir edilir benim gibi bir eğitimini almadan başlayan ve devam ettirenlerdir, diğerleri ise “mektepli” olarak tabir edilir eğitimini almış insanlardır. Ben de alaylılardan olduğundan, yani bu işin eğitimini almadığım için işin içindeyken ustalardan öğrenme gayreti içinde oldum. Hem ustalardan öğrendim, hem de eğitimini alıp staja gelen veya mezun olup işe başlayan mekteplilerden faydalandım. Evlatlarımdan bile genç olan stajyerlerin ders notlarını alıp inceledim, kendimi geliştirmek gayreti içinde oldum.

 

Basın sektörüne girdiğimin ilk yılında İstanbul’da Akşam gazetesinde göreve başladığımda boş zamanlarımızda güzel sohbetler ettiğimiz Magazin Müdürümüz rahmetli Vehbi Dinçcan da sohbetleri arasında bana çok şeyler öğretmiştir, kendisini rahmetle anıyorum. Kendisi zamanında Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın basın danışmanlığı görevini yapmış, Özal’ın vefatından sonra bizim gazeteye gelmişti. Bir gün magazin servisine İletişim Fakültesi’nden mezun olan 3genç kız staja geldi. Sabah staja başladılar, öğleden sonra ilk görevlerini verdi rahmetli Vehbi Bey. Bir modaevinin defilesi vardı onun haberini yapıp getirmelerini söyledi onlara. Onlar gittikten sonra ben sordum “Her birini ayrı ayrı habere gönderseydin keşke. Neden hepsini aynı habere gönderdin?” dedim. Benim için de ders olacak bir cevap verdi.

 

Anlatınca sizler de olayların, haberlerin nasıl değerlendirildiğini anlayacaksınız. “Halilciğim, yarından itibaren ayrı ayrı göndereceğim. İlk günlerinde aralarındaki farkı öğrenmem için aynı haberde değerlendirmem gerek. Çünkü bitimlerinde staj notu da verilecek. Hakkaniyetle davranmak için böyle yapmam şart” dedi. Ben de merakla bekledim kızların dönüşünü. Akşama doğru döndüler stajyer kızlar haberden, güzel resimler çekmişlerdi, yazdılar haberlerini teslim ettiler Vehbi müdüre. Onlar gittikten sonra başladık sohbete. Rahmetli bana kızların haberlerini gösterdi.

 

Gayet güzel, kuralına uygun yazmışlardı aynı haberi ama hepsi kendi bakış açısına göre yazmıştı doğal olarak. Birisi “Falanca modacının defilesi şahane oldu” diye başlık atarak modacıyı öne çıkarmıştı. Birisi “Falan falan falan mankenler bir defilede buluştu” diyerek katılan mankenleri öne çıkarmıştı. Birisi “Defileye First Lady Semra Özal defile izledi” diyerek katılanları öne çıkarmıştı. Evet başlığı hepsi kendi görüşüne göre yazmışlardı, doğruydu. Ama daha stajdayken bile kuralına uymuşlar ve başlık atmışlar ama mesela Semra Özal’ı öne çıkaran da altta haberin içinde hangi modacının defilesi olduğunu, kaç elbise sunulduğunu, hangi mankenlerin katıldığını ayrıntılı biçimde yazmışlardı. “Muhabirin yapması gereken de bu” dedi rahmetli. Daha sonra servis müdürü, haber editörü veya yazı işleri müdürü isterse başlığı değiştirir, ya da başka bir başlık koyar genel kural bu.

 

Neredeyse 20 yıl öncesine neden gidip bu anıyı anlattığıma gelince. Geçen hafta televizyonlarda ve gazetelerde bir haber geçti. Birçoğunun başlığı “Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) ödül töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan Fetö’yü kınadı” şeklinde ve buna benzerdi. Cumhurbaşkanı’nın konuşması uzun uzun verilmiş. Tamam bir kuruluşun ödül törenine ülkenin Cumhurbaşkanı’nın katılması tabii ki haber, mutlaka belirtilecek. Ama ben haberleri duyduğumda merak ettim.

 

TÜBA gibi ciddi bir kuruluş ödül töreni düzenlemiş, ödüller verilmiş. Benim merakım hangi konularda ödüller verilmiş ve kimler ödül kazanmış? İnsan merak etmez mi? En azından ben merak ettim. Gazetelerin neredeyse tamamını taradım bu konuda doyurucu bir ayrıntı bulamadım. Bulamayınca bu yazının başlığı aklıma geldi ve “Gazetecilik bu kadar mı ayağa düştü?” dedim kendi kendime. En sonunda bu yazıyı yazmadan önce söz konusu kuruluşun resmi internet sitesine girip inceleyince ancak bulabildim. Sizler de merak etmişsinizdir belki.

 

 

Her yıl uluslararası düzeyde ve üç alanda verilen TÜBA Akademi Ödülleri’ni bu yıl;

Sosyal ve Beşeri Bilimler kategorisinde İstanbul Şehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Mardin,

Sağlık ve Yaşam Bilimleri kategorisinde Washington Üniversitesi (ABD) Öğr. Üyesi Prof. Dr. Mary-Claire King,

 

Fen ve Mühendislik Bilimleri kategorisinde ise California Berkeley Üniversitesi (ABD) Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Omar M. Yaghi kazanmış. 

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99