Halil Küçükparlak
flaskocaeli@gmail.com
Okunma Sayısı: 1977
Halil Küçükparlak

Kavram kargaşası

21 Ocak 2019 tarihli yazısı

Yazımın başlığına bakınca neye az kaldığını soruyorsunuz değil mi? İşte o sorunun cevabını bulacaksınız yazımda. Son günlerde hepimizin yüzümüz asık, moralimiz bozuk ne yazık ki. Herkes geleceğinden endişeli, önünü göremiyor. Ekonomik kriz bir yandan, komşu devletlerle olan politik sorunlar bir yandan her kesimde endişe görülüyor. Bugünkü yazıma bir fıkra ile başlamak istiyorum. Bugün yaşadığımız duruma da tam olarak uyduğu düşünüyorum bu fıkranın.

 

Padişahlardan biri, yeni vergiler koyduğunda ya da mevcut vergileri artırdığında, sadrazama; “Git bakalım, halkın arasında bir dolaş. Vergilere alışmışlar mı?” dermiş. Sadrazam da, halkın arasında dolaştıktan sona padişaha; “Padişahım, halkın suratı biraz asık, canı da sıkılmış durumda ama işlerine devam ediyorlar...” dediğinde padişah “ Tamam, demek ki sorun yok. Alışırlar alışırlar...” diyormuş. Bir süre sonra yine vergiler artırıldığında, padişahın talimatı üzerine sadrazam halkın arasında dolaşır ve izlenimlerini aktarırmış; “Padişahım, bu kez suratları çok asık. Merhaba desen, yüzüne dik dik bakıyorlar. Sonraki her an kavga edecek gibiler. Suratlarından düşen bin parça. Galiba bu kez vergileri çok artırdık” cevapları geldikçe padişah “Yok yok. Merak etme sen. Önemli bir şey gözükmüyor. Alışırlar, alışırlar...” Bu böyle devam etmiş gitmiş. Günlerden bir gün, yine yeni vergiler getirildiğinde, sadrazam halkın arasına karışmış, dolaşıp geldiğinde şaşkın bir vaziyetteymiş. “Padişahım hiç sormayın. Bu kez kafam karmakarışık. Çünkü hiçbir şey anlamadım. Herkes çok neşeli, gülüyor hatta sokaklarda dans ediyorlar, oynuyorlar...” Bu cevabı alan padişah “Aman” demiş “Eğer halk dans etmeye ve oynamaya başladıysa, demek ki durum çok kötü . Hiçbir şeyi umursamıyorlar demektir. Galiba vergileri çok artırdık. Hemen vergileri indirelim. Yoksa perişan oluruz...’’

 

Sevgili okurlarım, padişahın zamanında böyleymiş, peki şimdi nasıl? O zaman vergiler artırılıyormuş, halkın önüne vergi diye dayatılıyormuş. Ama şimdi daha başka ve değişik metotlar uygulanıyor. Bir ürüne “zam yaptık” demiyorlar da “fiyat ayarlaması” yaptık diyorlar, ya da “fiyat güncellemesi” yaptık diyorlar. Bir ürünün fiyatının artırılmasının, yani vatandaşın cebinden fazla para çıkmasının adına ne derseniz deyin ne önemi var. Yerseniz!

 

Tank Palet fabrikası özelleştirilerek ülkemize uçak hediye eden Katar emirliği ile Ethem Sancak’a veriliyor. Televizyon ekranlarında iktidar partisi mensupları “Tank Palet’i özelleştirmedik BMC’ye devrettik” diye yüksek sesle bağırıyor. Sanki “devretmek” ile “özelleştirmek” başka başka şeylermiş gibi. Yerseniz! Bu Tank Palet olayına kısaca değiniyorum, inceledikten sonra detaylarıyla ayrı bir yazı konusu yapacağım.

Meclis Başkanı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday oluyor. Parlamento muhabirleriyle bir araya geldiğinde “Bana her şeyi sorabilirsiniz. Ayakkabı numaramı bile sorun isterseniz” diyor. Ayakkabı numarası kimseyi ilgilendirmediği için sormuyorlar tabii. Bir muhabir haddini aşarak Anayasa’nın 94. Maddesi gereğince Belediye Başkanlığına aday olunca Meclis Başkanlığından istifa etmesi gerekip gerekmediğini soruyor. Aynen şu cevabı veriyor “Anayasa 94’e göre siyasi faaliyetler yapılır mı, yapılmaz… Bizim yaptığımız bir siyasi faaliyet yok. Seçim bir siyasi faaliyet değildir”. Hiçbir gazeteci soramıyor “Seçim siyasi faaliyet değilse ticari faaliyet midir, yoksa turistik faaliyet midir, seçim siyasi bir faaliyet değil de nedir?” diyemiyor kimse. Aynı konuşmasının devamında “Belediye başkanları görevlerinden ayrılıyor mu? Meclis Başkanı'nın imkanı yok, icracı değil, bütçesi yok, ama belediye başkanın elinde her türlü imkan var. Bütün seçime girecekler görevlerini bıraksınlar. Meclis bu düzenlemeyi yapsın tartışmalar sona ersin. Madem eşitsizlikten bahsediyoruz o zaman herkes istifa etsin, milletvekili, bakan belediye başkanı, buyursun bütün adaylar bulundukları pozisyonları bıraksın. Yasal düzenlemeye gerek yok. Herkes ben ayrılıyorum diyecek sokağa inelim” diyor. Toplantıya katılan gazeteciler “Ama efendim yasa belediye başkanları istifa eder demiyor, Meclis Başkanı istifa eder diyor” diyemiyor. Binali Bey de pişkin pişkin sırıtıyor. Yerseniz!

 

Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Özhaseki ekranlarda yemin billah ederek, "Mesele vallahi belediye meselesi değil, billahi değil, mesele memleket, mesele BEKA” diyor. Tam olarak anlaşılması için yazıyorum Arapça bir kelime olan “Bekâ”nın sözlük anlamı “Kalıcı-Varlık-Var olmak- Ölmezlik-Sonu bulunmamak” demektir. Gerek Başkent’in başkan adayı, gerekse küçük bir ilçenin başkan adayları yemin billah Beka diyor seçimler için. Asker kökenli bir kişi olarak ben Beka sözcüğünü duyunca tüylerim diken diken oluyor ama bir ilin veya ilçenin belediye başkanının şu partiden veya bu partiden seçilmesi nasıl oluyor da memleketin bekası ile izah ediliyor anlamak mümkün değil. Koca koca adamlar bir de yemin billah ediyorlar.

 

Bütün bunları akşam haberlerde görüp duydukça düşünüyorum ve sinir sistemim alt üst oluyor. “Birileri kavram kargaşası yaparak benim aklımla, zekamla alay ediyor” diye endişeleniyorum. Seçimlere iki aydan fazla zaman var. Bakalım daha ne kadar saçmalıklar abukluklar izleyeceğiz.

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99