Halil Küçükparlak
flaskocaeli@gmail.com
Okunma Sayısı: 1573
Halil Küçükparlak

Kaza mı, kader mi, yoksa...

19 Aralık 2018 tarihli yazısı

Bu hafta ülkemizi yasa boğan bir kaza(!) yaşandı. Ankara ile Konya arasında çalışan Yüksek Hızlı Tren, Konya’ya gitmek üzere sabah erken saatlerde Ankara’dan kalktıktan hemen sonra yol kontrolü yapan bir kılavuz tren çarpıştı. Çarpışma sonucu 9 kişi hayatını kaybetti, bir kısmı ağır olmak üzere 84 kişi yaralandı.


Hayatını kaybeden 9 kişiye Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabırlar diliyorum. Yaralılara da acil şifalar diliyorum.


Kazadan sonra vali, bakanlar, başta olmak üzere tüm protokol olay yerine gidip üzüntülerini bildirdiler ve taziye mesajları yayınladılar. Yukarıda gördüğünüz gibi bu yazıyı yazan ben de hayatlarını kaybeden insanların ailelerine sabırlar diledim, eminim ki bu yazıyı okuyan sizler de dilemişsinizdir mutlaka. Bizler tabii ki dileriz, çünkü biz etkili ve yetkili kişiler değiliz başka yapabilecek bir yetkimiz yok çünkü. Ama devlet kademelerinde bulunan kişilerin böylesi kaza denilen katliamların önüne geçilebilmesi, tekrarlanmaması için bir takım önlemler almalı, sorumluların cezalandırılması için işlem başlatması gerekir. Bunlara kaza deyip, takdiri ilahi deyip, kader deyip geçilirse daha çok canlar yanar.


Bu yazıyı yazmak için bilgisayarımı açtığımda önce taraflı tarafsız neredeyse tüm gazetelerde kaza ile ilgili haberleri okudum. Tabii kaza hakkındaki haberlere her gazete kendine uygun şekilde başlık koymuş ama haberin içinde gazetelerin tamamı bir konuda birleşmişler. Yani inkar edilemez bir gerçek var ortada Yüksek Hızlı Tren’in çalıştığı hatta sinyalizasyon yokmuş. Şimdi sağ elinizi göğsünüzün sol tarafına koyun ve söyleyin lütfen, buna kaza denir mi? “Sağ eli neden göğsün sol tarafına koyulacak?” diye sorular oluşmasın kafanızda. Yani elinizi vicdanınıza koyup söyleyin buna kaza denir mi? Kaza olmaması için gerekli tedbirleri alacaksın, senin elinde olmayan nedenlerle kaza olursa işte o kaderdir. Mesela hiç freni tutmayan, freni arızalı olan bir otomobille yola çıkarsanız kaza kaçınılmazdır, buna kaza denmez neredeyse intihar denir. Sinyalizasyonu olmayan demiryolu hattında çarpışan trenler hakkında ne denir, ona ben bir şey demeyeceğim, sizlerin vicdanınıza ve insafınıza bırakacağım.


Çok bilindik bir söz vardır “Tarih tekerrürden (tekrardan) ibarettir” diye. Bu söze İstiklal Marşı’mızın yazarı Mehmet Akif Ersoy “Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?” şeklinde cevap vermiş bir şiirinde. Tarihten ibret almadığımız için hep tekrar edip duruyor. Sonucunda insanlarımız hayatlarını kaybediyor, canlar yanıyor, yuvalar yıkılıyor. Son zamanlarda yaşanan tren kazalarından örnekler vererek hatırlarmak istiyorum.


22 Temmuz 2004 - Pamukova 41 kişi öldü: Yargılama süreci 10 yıl sürdü. 7,5 yıllık zaman aşımı sonrası 2012'de dava düştü.
11 Ağustos 2004 - Kocaeli'de 2 tren çarpıştı, 8 kişi öldü:
27 Ocak 2008 - Kütahya'da 9 kişi öldü: (TCDD) uzmanlarının ilk tespitlerine göre kazaya, conta başında ray kırılması (iki rayın birleştiği yer) sebep oldu.


6 Temmuz 2015 - Sivas'ta 2 yük treni çarpıştı 1 ölü: Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası'nın (BTS) Genel Başkanı Uğur Yaman, yük trenlerinde "tren şefi" uygulamasının kaldırılmasının bu tür kazalara davetiye çıkardığını ifade etti.
8 Temmuz 2018 - Çorlu 25 kişi öldü: Tekirdağ Çorlu’da, yolcu treni devrilmiş, 25 kişi hayatını kaybetmiş, 318 kişi yaralanmıştı. Suçlu olarak yağmur açıklandı Bakan “aşırı yağışlar nedeniyle menfez ile ray arasındaki toprak boşaldı" dedi.


Son Ankara’daki hafta içinde yaşanan kazanın sonunda da yapılan soruşturma kapsamında, kusurlu oldukları gerekçesiyle TCDD'de görevli hareket memuru S.Y, makasçı O.Y. ve kontrolör E.E.E. gözaltına alınmış. Daha önceki tren kazalarında da hep en küçük görevliye suç yıkılıp o yargı önüne atılıp olay kapatılıyor ve kaza denilen katliamlar devam edip gidiyor. Artık yaşanan olaylardan ders alındı galiba çünkü Cumhurbaşkanı kazadan sonra “Bu kaza tüm boyutlarıyla incelenecek, sorumlular ortaya çıkartılacak ve gereken her şey yapılacak" şeklinde açıklama yapmış.


Son söz, sözün özü: Artık tarihten ibret alalım ve böylesi adına kaza denilen ölümlerle sonuçlanan olaylar olmasın. Ama lütfen ciddiyetle yapalım soruşturmaları. Kazanın sonunda gariban makasçıyı gözaltına alıp olayı kapatmayalım. Sinyalizasyon olmadan o tren seferlerini başlatanlardan, TCDD Genel Müdüründen, Ulaştırma Bakanı’na kadar etkili ve yetkili kişilerden hesap sorulmazsa böylesi kazaların önü alınmaz, çok canlar yanar.

 

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99