Halil Küçükparlak
flaskocaeli@gmail.com
Okunma Sayısı: 864
Halil Küçükparlak

Ivır Zıvır Bakanlığı

02 Kasım 2018 tarihli yazısı

Sevgili okurlarım hepimizin bildiği gibi ülkemizde bir süredir bir endişe yaşanıyor. Bu endişenin nedeni de “kırmızı et” olayıdır. Benim yaşadığım yöre Kocaeli/Gölcük dahil olmak üzere ülkemizde birçok ildeki hayvancılıkla uğraşan bazı köyler karantinaya alındı. Daha sonra da Güney Amerika ülkelerinden gelen içinde canlı büyükbaş hayvanların bulunduğu koskocaman bir gemi ilk olarak İstanbul’da limana yanaşmak istedi, izin verilmedi. Oradan ayrıldı İzmir limanına yaklaşmak istedi yine izin alamadı. En sonunda İskenderun limanına gitti. Orada da limana yanaşamamıştı. Sonrası ne oldu bilmiyorum, çünkü bütün bu limanlar yakınında beklediğinin video kayıtları olmasına rağmen daha sonrası için herhangi bir bilgiye ulaşamadım.

 

Bütün bu olanları endişeyle izledik hep. Önceden et çok pahalı diye fakir halk et yiyemiyordu, hali vakti yerinde olanlar yiyebiliyordu. Şimdi fakir yine alamıyor, yiyemiyor ama durumu iyi olanlar da endişeliler yiyemiyorlar. İnternet ortamında siz de görmüşsünüzdür belki “300 tır etin ihalesiz ve sağlık kontrolü yapılmadan Türkiye’ye girdiği” yönünde iddialar dolaştı bir süre.

 

Bu konudaki endişeleri gidermek için bir açıklama beklendi ama ne yazık ki yapılmadı. Bu bekleyiş anında bir muhabir kızımız Tarım ve Orman Bakanına elindeki mikrofonu uzatıp “Sayın Bakanım 300 tır etin ihalesiz ve sağlık kontrolü yapılmadan ülkeye girdiği söyleniyor, bu konuda ne diyeceksiniz?” şeklinde sordu sorusunu. Tarım ve Orman Bakanı muhabirin bu sorusuna “Ivır zıvır işlerle uğraşmayın” şeklinde cevap verdi. Muhabir kızımızın “Ama sayın bakanım halkımız endişe içinde bu konunun aydınlatılması için soruyorum” şeklindeki sözlerine sayın bakan bu sefer daha kısa ve özlü bir cevap vererek “Maskaralık yapmayın” dedi, yürüyüp gitti. Ciddi bir devlet adamının, konuşmasını bilen bir bakanın bu konudaki yapması gereken iki şey var. Ya bu soruyu cevaplandırıp “Hayır öyle bir şey asla olmadı ya da evet ne yazık ki doğru bu olay. İhmali olanlardan hesap soruyoruz” diyebilir. Ya da bu konuya cevap vermek istemiyorsa eğer mikrofona “Bu konu önemli bir konu. Böyle ayaküstü cevaplamak istemiyorum. Daha sonra bakanlıkta geniş ve detaylı bir açıklama yapacağız” diyebilir.

Hani çok bilindik bir fıkra vardır ya “Hangisini düzelteyim” diye. Çok bilindik olmasına rağmen belki hatırlamayanlar vardır diye kısaca yazayım.

 

Adamın biri “kurban” konusunu anlatıyormuş: "Çocuğu olmayan Hz. Davut, Allah'a dua etmiş, 'Ya rabbi bana bir kız çocuğu ver, onu sana kurban edeyim' demiş. Dua tutmuş, Davut, kızının adını Ayşe koymuş, gel zaman git zaman, çocuğun kurban edileceği zaman gelmiş, hazreti Davut kızı yatırmış, tam boğazını kesip kurban edecekken, Azrail, gökten bir keçiyle çıkagelmiş, 'kızı bırak, al bu keçiyi kurban et' demiş"!

Dinleyenlerden biri dayanamamış: "Yahu bunun neresini düzelteyim; Hz. Davut değil Hz. İbrahim; kız değil erkek; Ayşe değil İsmail; Azrail değil Cebrail; keçi değil, koç"!

 

Aynı bu fıkradaki gibi Tarım ve Orman Bakanı’nın sözleri. Hastalıklı olma ihtimali olan binlerce ton etin ülkemize girdiği iddiası dolaşıyor halk arasında. Bu konudaki en yetkili ağız kim? Tarım ve Orman Bakanı tabii ki. Bu soruyu cevaplandırması gereken tek kişi olan sayın bakan çok ciddi bir konuya “Ivır zıvır işlerle uğraşma” diyor. Halkı bilgilendirme görevi olan gazeteciye “Maskaralık yapıyorsun” diyor. Sayın Bakan muhabir size magazin sorusu sorsa haklısınız. Ya da gazeteci size “Kardeşiniz neden hapiste?” diye sorsa haklısınız kızabilirsiniz. Ama tam da bakanlığınızla ilgili soru soran bir gazeteciye “Maskara” demek maskaralık değil de nedir?

 

Hani Türk filmindeki Şener Şen’in meşhur söz var ya “Bu süt oğlanı hiç sevmiyorum. Babasını da sevmezdim” diye. Aileden gelme politikacı olan sayın Bakan’a aynı sözü söyleyenler var halk arasında ama rahmetli babası Ekrem Pakdemirli’yi uzun süre Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı yaptığı dönemlerden tanırlar benim yaşımda olanlar. Rahmetli babası oturmasını, kalkmasını, konuşmasını bilen insandı. Hiçbir zaman böyle sözler sarf etmedi.

 

Daha önceki bakanlardan bazıları bu kadar kötü olmasa da bazen saçmaladıkları oluyordu. Ben böyle abuk sabuk sözleri duyunca “Bakanlar milletvekilleri arasından seçiliyor. Demek ki Meclis’teki milletvekilleri arasında bu ki bu konuda bakanlık yapacak yetenekte vekil yok” diyordum. Yeni sistemde artık bakanların milletvekilleri arasından seçilme şartı kaldırıldı. Bakan seçilirken o konudaki bilgi birikimine, yeteneğine ve de genel kültür, konuşma şekli, adabı muaşeret kurallarına uyup uymadığına da bakılması gerektiğini düşünüyorum.

 

Sözün özü: Lütfen birisi Sayın Pakdemirli’ye kendisinin Tarım ve Orman Bakanı olduğunu, halka sağlıklı gıda temini de kendi bakanlığının asli vazifeleri arasında olduğunu, bu işlerin ıvır zıvır olmadığını, ciddi işler olduğunu hatırlatsın lütfen.

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99