Halil Küçükparlak
flaskocaeli@gmail.com
Okunma Sayısı: 894
Halil Küçükparlak

Rüzgar gibi geçti

10 Ekim 2016 tarihli yazısı

Rüzgar gibi geçti

“Rüzgar gibi geçti” aynı adlı romandan sinemaya uyarlanmış bir ABD filmidir. Ç ok eski bir film, 1939 yılında çekilmiş ama sinemanın klasikleri arasında gösterilir. Tam 10 dalda Oscar ödülü almış. Tüm zamanların en iyi filmleri listesinde dördüncü, en çok hasılat yapan filmmiş. Defalarca televizyonlarda oynadı, ben de televizyondan izledim. Nereden bu konu aklıma geldiğine, bir Amerikan filmi hakkında neden bu kadar bilgi verdiğime gelince… Geçen hafta tüm yurtta “Rüzgar” konuşuldu, ülke gündemini “Rüzgar” işgal ettiği için bir anda aklıma geldi.

Bütün hafta boyunca konuşulan “Rüzgar” ise bir meteorolojik olay değil; meltem gibi, poyraz gibi, lodos gibi yel çeşitleri değildi. Ünlü sinema yönetmeni Sinan Çetin’in oğlu “Rürgar Çetin” konuşuldu geçen hafta. Hatırlamayanlar için kısaca not aldım. Sinan Çetin 21 film, 6 televizyon dizisi yönetmiş, çeşitli ödüller kazanmış bir sinema yönetmeni. Sinan Çetin 1980 yılında başlamış yönetmenliğe, 2005 yılına kadar çeşitli filmler ve diziler yönetmiş, ödüller almış. Son yıllarda ise pek fazla faaliyeti yok. Son zamanlarda çektiği filmlerle değil de yaptığı sivri açıklamalarla adını duyurdu Sinan Çetin. Benim hatırladığım en son katıldığı bir televizyon programında birçok abuk sabuk laflar ettikten sonra şöyle söylemiş Sinan Çetin, "Türkiye'de Kürtlerin, Ermenilerin, Rumların birlikte yaşamasını isterdim. Ve adımızın Osmanlı olarak devam etmesini de çok isterdim. Bir yanlışları var Türkiye Cumhuriyeti adını koyanların. Bizim bir kısmımız Türk. Peki öbürleri, yani kendilerini Türk olarak kabul etmek isteyen 25 milyon insanı dışlamak gibi bu ülkeyi kuranların yanlışları var". Adı unutulmak üzere olan Sinan Çetin geçen yıl bu sözlerle tekrar adını duyurmuştu tüm ülkeye. Bu sözleri eleştirip saçmaladığını yazmayacağım, yazmıştım daha önce.

Şimdiki konu bu Sinan Çetin’in oğlu Rüzgar Çetin. 30 Ocak tarihinde Rüzgar Çetin içkisini içtikten sonra son model lüks otomobiliyle Beşiktaş Çırağan Caddesi’nde son sürat hız yapıyor. Seyir halindeki polis otosuna çarpıyor. İçindeki polis memurlarından birisi yaralanıyor, diğeri hayatını kaybediyor. On aydan beri yargılama esnasında zaten konuşuluyordu, çünkü Rüzgar’ın avukatı duruşmada “Ölen polis memurları emniyet kemeri taksaydı hayatta kalırdı” gibi savunmayla hayatını kaybeden memuru suçladı, hepimiz hatırlıyoruz. Önce yaralı polis memuru şikayetçi olmadı ama ölen memurun eşi şikayetçi oldu.

Geçen hafta da daha önce şikayetini sürdüren şehit polisin eşi şikayetini geri çekince Rüzgar Çetin tahliye olup cezaevinden çıktı. Bu konu çeşitli televizyon kanallarında günün konusu haline geldi, herkes bunu konuştu. Hayatını kaybeden polis memurunun eşi neden şikayetini geri çekmişti. Kimileri yüklü miktarda para aldığını söyledi. Kimileri “Eşinin ölümünü paraya çevirdi” diye kadını eleştirdi, kimileri “Rüzgar hapiste yatsa ne olacak, kadın çocuklarının geleceğini düşündü” diye hak verdi. Her iki grup da kendine göre haklıdır, onları da eleştirmeyeceğim.

Benim burada asıl eleştireceğim konu şu… Rüzgar Çetin daha önceden alkollü araç kullanmaktan iki kere ehliyetine el konulmuş, sonra geri verilmiş. Son olaydan sonra tahliye olurken de ehliyetine 1 yıl 3 süre ile el konulmasına, daha sonra geri verilmesine karar verilmiş. Ben asıl bu konuyu eleştiriyorum ve şiddetle karşı çıkıyorum. Daha önce iki kere alkollü araç kullanmaktan ehliyetine el konulan, en son da yine alkollü araç kullanırken bir insanın ölümüne yol açan bir şahıs. Yani özetle bu insan kaba tabiri ile kafayı çektikten sonra aracına binip yola çıkmayı alışkanlık haline getirmiş. Altına da babası son model lüks otomobil almış, basınca gaza rüzgar gibi esiyor adeta. Kazadan sonra ne kadar hapis yatması gerek, ne olur, ne biter onları ben bilemem, hukukçu değilim.

Benim burada iddiam ve talebim bu ve buna benzer kişilerin ehliyetlerine el konulması. Nüfus kayıtlarına da “Ömür boyu ehliyet alamaz, araç kullanamaz” şeklinde bir not düşülmeli. Rüzgar efendi ve onun gibi alkollü araç kullanmayı alışkanlık hale getirenler bundan sonra ne kadar içerse içsin, nereye giderse gitsin ticari taksi ile gidip evine dönmeli. 

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99