Halil Küçükparlak
flaskocaeli@gmail.com
Okunma Sayısı: 1517
Halil Küçükparlak

Zafer mi, hezimet mi?

01 Ekim 2016 tarihli yazısı

 

Senelerden beri hep söylenir durur. 2023 tarihinden söz edilir ve bu tarihten sonra artık ülkemizin kaba tabiri ile köşeyi döneceği iddia edilir. Neden olduğuna gelince… Lozan Antlaşması ile yer altı zenginliklerimizi, madenlerimizi çıkaramıyormuşuz. Ancak üzerinden 100 yıl geçtikten sonra kendi madenlerimizi çıkabilme hakkına kavuşacakmışız. Şehir efsanesi olarak bu iddialar kulaktan kulağa dolaşır durur. Ben de hep duyuyordum şimdiye kadar ama bir türlü üzerine eğilmemiştim. Ama son günlerde gündeme oturup “Zafer mi, hezimet mi?” diye söylemlerle her kafadan bir ses çıkmaya başlayınca bu konuda yazmak da şart oldu.

Buradan bu tip iddialara net olarak cevap veriyorum. Lozan Antlaşmasında böyle bir madde yok. Biz madenlerimizi, yer altı zenginliklerimizi istediğimiz zaman çıkarabiliriz. Birilerinin iddia ettikleri gibi Lozan’ın gizli maddeleri falan da yok.

Şimdi buraya kadar okuyunca “Sen tarihçi misin? Ne haddine senin bu konuda ahkam kesmek?” diye düşünmüş olabilirsiniz. Böyle düşünmekte de haklısınız tabii. Evet, ben çok şey bilmem ama haddimi çok iyi bilirim. Evet, tarihçi değilim, üstelik ortaokul ve lisede tarih dersinde hep on üzerinden beş alarak kıl payı geçerdim. İnebahtı deniz savaşında nasıl yenildiğimizi uzun uzun anlatırdım ama hangi yıl yapıldığı aklımda kalmazdı. Preveze deniz zaferini kazanan Barbaros Hayrettin Paşa’nın taktiklerini anlatırdım ama hangi yıl olduğunu hep karıştırırdım. Mohaç meydan muharebesinin detaylarını hatırlardım ama senesini unuturdum. Özet olarak tarihten kıt kanaat geçerdim hep. Ama okul hayatım sona erdikten sonra tarihe daha çok merak sardım. Yukarıdaki “Lozan’ın gizli maddeleri falan yok” ibaresini de kendi kafamdan söylemedim.

Lozan tartışmaları çıkınca hem kendim bilgi sahibi olmak için, hem de sizleri bilgilendirmek için araştırdım bu konuyu. Okul hayatım sona erdikten sonra tarihe olan merakım artmıştı ve zaman zaman okuyordum. Türkiye’nin en saygın tarihçileri; hocaların hocası rahmetli Prof. Dr. Halil İnalcık, Prof. Dr. İlber Ortaylı, Murat Bardakçı, son yıllarda ismini öne çıkaran Prof. Dr. Erhan Afyoncu ve tabii ki parlayan yıldız Sinan Meydan olduğunu düşündüm ve onların birçok kitaplarını ve makalelerini okudum.
Lozan meselesini de bu tarihçilerin ağzından sizlere sunuyorum. Adı geçen saygın tarihçiler: “Lozan'da mümkün olan her şey yapılmış, savaştan galip ama son derece yorgun çıkmış olan Türkiye, alabileceği her şeyi almış! Anlaşmanın hiçbir gizli maddesi veya maddeleri kesinlikle yok” diyorlar.

Demek ki tarihi gerçekler böyle. Ama anlaşılmayan konu Cumhurbaşkanı’nın aniden bu konuya neden girdiğidir. Geçen sene 93. yıl dönümünde “Bu anlaşma, yeni kurulan devletimizin tapusu niteliğindedir” diyerek Lozan’ı överken, geçen hafta aniden "Bugüne kadar Lozan’ı bize zafer diye yutturmaya çalıştılar. Bunun neresi zafer?" dedi. Hatta daha da ileri giderek “Şöyle bağırsan sesinin duyulacağı adaları biz Lozan'la verdik” demesi üzerine tarihçiler 12 adaların Yunanistan’a 1912 yılında, Lozan anlaşması imzalanmadan dokuz yıl önce, cumhuriyet kurulmadan verildiğini açıkladılar. Cumhurbaşkanı böyle çelişkili konuşmalar yapmaz. Bu gerçekleri de bilmemesi mümkün değil. Üstelik bu konularda kendisine bilgi verecek birçok danışmanı da var. Bu konuşmaları yaparken mutlaka bir maksadı vardır.

Son söz, sözün özü: Lozan Antlaşmasının maddeleri arasında Türkiye’nin yer altı zenginlikleri ve madenleri konusunda bir madde yokmuş. Lozan Antlaşması’nın gizli maddeleri de yokmuş. 12 adalar ise Lozan Antlaşması ile değil, ondan 9 yıl önce kaybedilmiş. 

 

 

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99