Halil Küçükparlak
flaskocaeli@gmail.com
Okunma Sayısı: 791
Halil Küçükparlak

Aklımızla alay etmeyin

22 Ekim 2018 tarihli yazısı

Zaman zaman eski bakanlar, yani milletvekili kökenli olan bakanlar yaparlardı böyle akla ziyan açıklamalar. Yapılan böyle aklımızla alay eden açıklamalara sinirlenir “Benim aklımla alay etme” diye söylenirdim ekran karşısında. Bu tür açıklamaların ucuz siyaset olduğunu düşünüp cahil vatandaşları inandırmaya yönelik olduğunu düşünüyordum.

Ben bu “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” ilk ortaya atıldığında birçok sakıncalarını biliyordum ve referandumda “Hayır” oyu vereceğim kesindi. Ancak az farkla “Evet”lerle kabul edildi bu sistem ve uygulamaya geçildi. Yeni sisteme geçilince sistemin birçok sakıncası olmasına rağmen milletvekili olmayan dışardan bakanlar atanacak maddesinin iyi olduğunu düşünmüştüm. Siyasetçi olmayan, bürokrasiden veya iş dünyasından gelen bakanların daha gerçekçi, daha akılcı ve de en önemlisi daha dürüst olacaklarını düşünmüştüm. Ama ne yazık ki yanılmışım, hem de fena halde yanılmışım.

Neden yanıldığımı anlatayım, siz de bana hak vereceksiniz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, yaptığı açıklamada “Türkiye hâlâ Avrupa’da en düşük üçüncü elektrik fiyatına sahip ülke. Satın alma paritesi ile düzeltme yapılsa da Makedonya, Litvanya, Bulgaristan gibi ülkelerin de altında bir elektrik fiyatına sahibiz. Akaryakıtta da benzer durumlar söz konusu. Türkiye, benzin fiyatlarında Rusya, Belarus ve Moldova’nın arkasından Avrupa’da en ucuz benzinin satıldığı ülke” demiş. Daha sonra hızını alamamış demek ki, “Özellikle Avrupa’da ay ay yayınlanan Avrupa başkentlerdeki elektrik ve gaz konut fiyatlarını istisnasız takip ediyoruz. Ankara, kilovatsaat başına 2.1 euro/cent olan gaz bedeli ile 1 Ekim’deki fiyatlarla bile Avrupa’nın en ucuz gaz satışı yapılan başkenti durumunda” diye de eklemiş.

İşte bu sözleri duyunca “Benim aklımla alay etmeyin!” diye isyan ediyorum. Yahu kardeşim bizde akaryakıt ucuz diyorsun, elektrik de kilovatsaati 2.1 Ecuro/Cent olarak Avrupa’nın en ucuzu diyorsun tamam. Elektriği ve akaryakıtı Euro’ya çeviriyorsun da maaşları da Euro’ya çevir bakalım nerede ucuz nerede pahalı ortaya çıkar. Normal bir maaş ile bizde kaç litre akaryakıt alınır, kaç kilovatsaat akaryakıt alınır Avrupa ülkelerinde kaç litre ve kaç kilovatsaat alınır? Mukayese böyle yapılır. Yani eğer dürüstsen, eğer gerçekçiysen böyle yapman gerekir. Ama akaryakıtı Euro üzerinden hesap edip en ucuz demek ucuz bir politikadan öte bir şey değildir.

 

Bakan söylememiş ama ben yazıyı yazmadan önce internet üzerinden araştırma yaptım ve Avrupa’nın birçok ülkesindeki asgari ücreti ve akaryakıt fiyatları ile elektrik fiyatlarını liste halinde çıkarttım. Hepsini yazmaya yerim yetmez bildiğiniz gibi. Kısa birkaç örnek vermekle yetineceğim, gerisi anlaşılıyor zaten.

Bir asgari ücretli Almanya’da maaşıyla 1.133 litre benzin alabiliyor.

Bir asgari ücretli Fransa’da maaşıyla 1.103 litre benzin alabiliyor.

Bizim ülkemizdeki asgari ücretli ise sadece 263 litre benzin alabiliyor.

Neymiş, bizde benzin ucuzmuş. Ucuzmuş ama bizim insanımız diğer ülkelerinkinin ancak dörtte biri kadar benzin alabiliyor. Elektrikte de durum aşağı yukarı aynı.

Nedense göreve gelen tüm bakanlar aklımızla alay ediyorlar.

Zaten siyasilerin her konuşmaları vatandaşla dalga geçer gibi. Bunlardan kısaca bir örnek vererek yazıma noktayı koyuyorum.

 

Doların ve Euro’nun yani tüm döviz fiyatlarının alıp başını gitmesinden sonra ülkemizde iğneden ipliğe aklınıza gelen tüm ürünlerin fiyatı neredeyse yarı yarıya arttı. Yani yüzde elli zamlandı. Bu bir krizde bildiğiniz gibi. Çünkü vatandaşın cebinde adeta yangın vardı. Bunların üzerine belediye zabıtası ile gitmeye kalktılar. Sonuç sıfır. Zabıta ne yapsın ki marketleri dolaşırken. Tüm bunların sonunda kayınpeder çıktı. “Bizde kriz mriz yok, bunların hepsi manipülasyon” deyiverdi. “Nasıl olur, kriz yoksa çarşı pazarın hali ne?” diye düşünürken sosyal medyada insanlar işi espriye vurdular. “Bizde kriz yok diyor, yalan söyleyecek değil ya, demek ki sarayda kriz yok” şeklinde yorumlar yapıldı. Ama Kayınpederin bu açıklamasından hemen sonra Damat Bey kriz olduğunu kabul edip alınması gereken önlemleri açıkladı. En son olarak da daha önce “Kriz mriz yok” diyen kayınpeder krizden daha vahim durumda olduğumuzu açıklayıp “Emeklilikte yaşa takılanların yıllık maliyetinin 26 milyar lira. Ekonomik kurtuluş savaşı verdiğimiz böyle bir dönemde, böyle bir yükü milletimizin sırtına bindirmeye hakkımız var mı?” dedi. Tabii hiç kimse “Ekonomik Kurtuluş Savaşında senin bu kadar lüks yaşamaya ve şaşaaya hakkın var mı?” diye sormaya cesaret edemedi.

 

Tüm bu yaşananlara “Benim aklımla alay etmeyin!” diyorum başka bir şey demiyorum.

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99