Halil Küçükparlak
flaskocaeli@gmail.com
Okunma Sayısı: 837
Halil Küçükparlak

Kınamaktan başka bir şey yapamaz mıyız?

23 Mayıs 2018 tarihli yazısı

Hepimizin bildiği gibi geçen hafta İsrail askerlerinin sivil halkın üzerine açtığı ateş sonucu 61 kişi hayatını kaybetmiş, 3 bini aşkın Filistinli yaralanmıştı. Tüm yurtta çok tepki aldı katliam. Ülkemizde üç gün yas ilan edildi. Çeşitli kurum ve kuruluşlar mitingler düzenleyerek İsrail’i kınadılar. Yöneticisi olduğum Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) olarak biz de miting düzenledik, basın açıklaması yaparak İsrail’i nefretle kınadık. Evet kınadık, çünkü bizim yapabileceğimiz başka bir şey yoktu.

 

Daha sonra hükümetin çağrısı üzerine İstanbul Yenikapı Meydanı’nda geniş katılımlı “Zulme Lanet, Kudüs'e Destek Mitingi!”  yapıldı. Mitingde Cumhurbaşkanı, MHP lideri Bahçeli ve Meclis Başkanı birer konuşma yaptılar. Mitingden önce Mavi Marmara eşini kaybeden Çiğdem Topçuoğlu Yenikapı mitinginin, Kudüs için değil, seçim için” yapıldığını söylemişti. Ayrıca birçok insan öyle düşünüyordu. “Sezar’ın hakkını Sezar’a ver” dedikleri gibi, mitingdeki konuşmaları dikkatle dinledim, daha sonra internetten konuşma metinlerini teker teker taradım. Sayın Cumhurbaşkanı bir kelime bile etmedi seçimle ilgili. Ama Devlet Bahçeli birkaç kere “Cumhur İttifakına” oy istedi.

 

Sayın Cumhurbaşkanı Birinci Dünya Savaşından başlayarak günümüze kadar İsrail’in yaptıklarından örnekler vererek başladığı geniş konuşmasında özet olarak "Ahlakı olmayan zalimin anladığı tek dil, güçtür güç. Şayet tüm dünya, tüm Müslümanlar bir olup bu zulmün karşısına dikilirse, inanın bana sırtını dayadığı lobilerin desteği tek başına İsrail'in pervasızlıklarını sürdürmesine yeterli olmaz. Açık konuşacağım; Müslümanlar aralarındaki çatışmalarda, çekişmelerde, ihtilaflarda birbirlerine ne kadar şedidse, ne kadar tahammülsüzse hatta ne kadar vicdansızsa, hasımlarına karşı da o derece pısırık, cesaretsiz, korkak bir görüntü içindedir” dedi ve “Biz Müslümanlar kınamaktan başka bir şey yapmıyoruz, yapamıyoruz” şeklinde bir itirafta bulundu.

Daha sonra Türkiye'nin acil çağrısıyla düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İslam Zirvesi Konferansı Olağanüstü Toplantısı yapıldı İstanbul’da. Orada alınan kararlar İsrail’in kınanması ve Birleşmiş Milletlerden uluslararası koruma istenmesi kararı çıkmış. Bir de İran Cumhurbaşkanı Ruhani, ABD ve İsrail'e karşı siyasi ve ticari önlemler alınmasını önermiş.

 

Tüm bunlar olurken sorulan bir soru üzerine Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu “İsrail’in kınanması vahşeti engellemiyor, yaptırıma ihtiyaç var” diyerek görüş bildirmiş.

Evet, bence de yaptırıma ihtiyaç var. Kınama yapılır mı? Evet, yapılır. Kınamayı kimler yapar? Muhalefet partileri yapabilir, yapar. Sivil Toplum Kuruluşları yapar. Dernekler yapar. Çünkü gerek muhalefetin, gerekse sivil toplum kuruluşlarının ve derneklerin bir yaptırım gücü yoktur. Ama hükümet yani iktidar muktedir olandır. Yaptırım gücü, yetkisi olan kuruluştur.

 

Peki ne yapılmalı? Gerek bakanlar kurulunda gerekse Meclis’te tartışılırsa eminim İsrail’e karşı yapılacak birçok konu bulunur. Mesela benim aklıma geliverenleri sıralayayım burada. Bizim vatandaşlarımız İsrail’e gitmek isterse vize almak zorundaymış ama bir İsrailli vize almadan bizim ülkemize gelebiliyormuş. Hemen bizim de onlara vize uygulamamız gerek. Üstelik bu olaylar olduktan sonra İsrail, Türkiye'den tarım ithalatını durdurmuş. Biz de İsrail’den tüm malların alınmasını yasaklamalıyız. İran Cumhurbaşkanı İsrail’le ticari ilişkilerin kesilmesini önermesinden sonra bile Adana Ceyhan limanından bir milyon varil petrol yükleyen bir tanker gemisi İsrail’e gitmiş.  Hem kınıyorsun, hem de ticaret yapıyorsun. “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” derler adama. Bir yaptırım uygulamadıktan sonra istediğin kadar kına hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.

 

Benim. Ben burada birkaç satır yazı yazan bir gariban vatandaşım, bir yaptırım yetkim yok ama bir teklifim var. Ülkemizde satılan birçok İsrail malları ve markaları var. Buraya hepsini yazamıyorum otuzdan fazla ürün var. İçlerinde giysiden tutun deterjana, kahveden hamburgere, meşrubattan yoğurda her çeşit malzeme var. Merak eden internet ortamında bu ürünlerin listesini görebilir. Ben evime bu ürünlerden almamaya karar verdim. Buradan çağrı da yapıyorum, tüm millet olarak İsrail mallarını boykot edersek inanan bana kınamadan çok daha etkili bir eylem yapmış oluruz.

 

***

Bu konuda ayrı bir yazı yazacaktım ama buradan bir kınama ile yetineceğim. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutladık. Adını bile anmak istemiyorum çünkü benim atamın adını anmayan şahsın ben de adını anmam, Meclis Başkanı yayınladığı kutlama mesajında “19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun'dan başlatılan mücadele, Türkiye Cumhuriyeti'nin doğuşu ile neticelenmiştir. Samsun'dan yola çıkan heyet, Amasya, Erzurum ve Sivas güzergâhını takip ederek Ankara'ya ulaşmış ve zafere tam inanmış bir milletin her türlü yokluğa göğüs gererek neleri başarabileceği bütün dünyaya gösterilmiştir” diyerek ucuz kahramanlık yapmış. Bu ucuz kahramanı şiddetle ve nefretle kınıyorum.

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99