Halil Küçükparlak
flaskocaeli@gmail.com
Okunma Sayısı: 765
Halil Küçükparlak

Seviye yerlere düşmüştü, şimdi çukurda

09 Mayıs 2018 tarihli yazısı

Artık seçim sathı mahalline girdik. Süre zaten kısaydı, aradan birkaç gün de geçtikten sonra artık bir buçuk ay gibi bir zaman sonra seçmenler olarak hepimiz sandıklara gidip oylarımızı atacağız. Seçim kararı alınmadan bir süre önce iktidar partisi AKP ile muhalefet partisi MHP seçimler için işbirliği yapmışlar, “Cumhur İttifakı” adı altında bir araya gelmişlerdi. Herkes “Seçimlere daha bir seneden fazla zaman var, neden şimdiden ittifak yapıldı?” sorusunu sorarken, aniden erken seçim kararı alındı.

Cumhur İttifakı adı altında birleşen partilerin sözcüleri ve yöneticileri, her ortamda mikrofona geldiklerinde diğer partilere “Haydi siz de ittifak yapın. Neden yapmıyorsunuz?” diye laf atıyorlardı. Dört parti bir süre görüştükten sonra CHP, İyi Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti seçim işbirliği yapmaya karar verdiler. Bunun adını da “Millet İttifakı” koydular.

 

Ama sataşmalar bundan sonra da bitmedi, bitmek bir yana daha da arttı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli “Cumhur İttifakı milletin ta kendisidir. Sahte ve sanal ittifaklar millete yabancı ve yalancıdır” dedi, bunlar yetmedi, hızını alamamış olacak ki, “Millet İttifakı değil, illet ittifakı, zillet ittifakı” şeklinde konuştu. (İllet: Hastalıklı, Zillet: Hor görme, horlanma, aşağılanma, alçalma.)

Bu arada iktidar partisine yakın köşe yazarlarından birisi “Millet ittifakına oy vermeyenler münafıktır” şeklinde görüş belirtti. (Münafık: İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan, arabozucu, ordubozan, fesatçı, fitçi, nifakçı). Daha sonra bu yazarın sözlerini çok beğenmiş olacaklar ki parti yöneticileri de sık sık tekrarlayıp durdular. Sayın Cumhurbaşkanı ana muhalefet partisini eleştirirken konuşmasının bir yerinde “CHP demek tezek demektir” deyiverdi.

 

Meclis’te grubu olmayan partiler Cumhurbaşkanlığına aday gösteremiyorlar, onlar ancak yüz bin vatandaşın imza vermesi sonucu adaylarını gösterebileceklerdi yeni yasaya göre. CHP 15 milletvekilini göndererek İyi Parti’nin risk almasını engellemişti ama İyi Parti lideri Meral Akşener “Ben milletime yüz bin imza ile aday olacağım diye söz verdim. Toplayacağım imzaları” dedi. Kısa zamanda ikiyüz bini geçti üçyüz bine yaklaştı imzalar. Ama buna karşılık MHP lideri Devlet Bahçeli “Bir şahsiyet 100 bin imza ile adaylığını koyacağını ısrar etti. Dolayısıyla FETÖ’nün siyasi ayağı varsa seçmen ayağı da vardır. Cumhurbaşkanı adaylığı için verilen imzalar araştırılsın” diyerek işi iyice zıvanadan çıkarttı. Bu konuda birkaç kez yazı yazdım ve “Bu hain FETÖ her alana girmiş, kırkayak gibi ayaklarını her sektöre sokmuş, peki siyasi ayağı hiç yok mu? Tutuklanan herhangi bir siyasi kişi nasıl olmaz?” diye sordum ama bu sorunun cevabı hiç alınamadı. Şimdi Bahçeli “Siyasi ayağı varsa diyor, seçmen ayağı vardır” diyor. Sanki siyasi ayağını temizlemişler gibi. Üstelik seçmen ayağını arıyorsan 50 milyon seçmen arasında araman gerek, imza verecek 100 bin seçmen arasında arasan da bulamazsın.

 

Benim gördüğüm kadarıyla bu şekildeki saldırılar “Millet İttifakı”nda safların sıklaştırılmasına neden oldu. Meral Akşener yüz bin sayısını geçmişti ama Devlet Bahçeli’nin “imzalar araştırılsın” sözünden sonra imza verme niyetinde olmayanların bile gidip inadına imza verdiklerine bizzat şahit oldum.

Bir atasözümüz var çok hoşuma gider, çok anlamlı bulurum, kendi hayatımda da uygulamaya gayret ederim. Aynen şöyle “Dostuna sırrını verme gün gelir düşmanın olur, düşmanına kötü söz söyleme gün gelir dostun olur”. Bütün siyasiler bu atasözünü hatırlarından çıkarmasalar da ona göre davransalar çok yerinde olur bence.

 

Şimdi burada örnek vermeme gerek yok daha önce birbirlerine ağza alınmayacak sözler söyledikleri hepimizce bilinen MHP lideri ile sayın Cumhurbaşkanı şimdi bir araya geldikleri gibi, şimdi birbirlerine söylemedik söz bırakmayanlar da daha sonra yine yan yana gelebileceklerini unutmasınlar.

 

Ama bu gerginlik çok sıkıntılı durumlara neden olmaya başladı, bu tip olayların artmasından ve daha vahim olayların meydana gelmesinden endişe edildiğinin farkındayım. Liderler böylesine gerginlik yaratır ve birbirlerine ağza alınmayacak sözler ve hakaretler ederlerse onların taraftarları da şiddet eylemleri gerçekleştirir maalesef. Korkulan oldu, İstanbul Bağcılar’da İyi Parti standına bıçaklı saldırı meydana geldi ve biri ağır sekiz kişi yaralandı.

 

Seçim zamanı yaklaştıkça bu tip olayların daha da artmasından endişe ediliyor. Buradan tüm siyasilere sesleniyorum. Tamam, propaganda yapın, kendinizi ve projelerinizi seçmenlere anlatın ama ne olur gerginliği düşürün, ortamı germeyin. Siyasi rakiplerinize küfür etmeyin.  Onlar sizin sadece rakibiniz, düşmanınız değil. Kan davası güdülen düşman gibi görmeyin siyasi rakiplerinizi. Siz öyle görürseniz, sizi rol model alan partilileriniz, gençler yukarıda örnek verdiğim olaydaki gibi istenmeyen vahim olayları meydana getirirler. Daha sonra sebep olduğunuz için sizin de vicdanınız sızlar.

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99