Ali Araptarlı
Okunma Sayısı: 710
Ali Araptarlı

17 Ağustos 1999’u ne de çabuk unuttuk!

27 Şubat 2019 tarihli yazısı

Yahu, her konuda ve her kurumda Allah’a emanet yaşıyoruz! Farkında mısınız? Hiçbir şeyden ders aldığımız, etkilendiğimiz yok! Kadercilik tamam da, Allah sana akıl vermiş, imkanlar vermiş…Aklını kullanıp felaketlere karşı önlemini almazsan Allah ne yapsın?

 

17 Ağustos 1999’da merkez üssü Gölcük olan deprem başta Kocaeli, Sakarya, Yalova ve İstanbul’da büyük yıkıma, can ve mal kaybına sebep oldu. Tarihimizin en büyük felaketlerinden birini yaşadık, ne yazık ki!

 

Aradan 20 sene geçti! Depremi, felaketi, afeti unutuverdik! Yahu ben bu bizimki kadar kaderci, her konuda Allah’a emanet bir toplum görmedim!İlk yıllarda hatırlıyorum, yine böyle bir felaket başımıza gelirse diye birçok hazırlık yapılmıştı. Deprem çantaları, toplanma alanları vs. Şimdi görüyoruz ki, ne yazı ki göstermelik önlemlermiş bunlar! Çok kısa zamanda hepsinden vazgeçildi!

 

Ortada bir gerçek var Türkiye deprem ülkesi! Yurdumuzun dört bir yanı fay hatlarıyla örülmüş gibi. Bu gerçeği değiştirmekimkânsız olduğuna göre önlemini alacaksın! Bunun başka yolu yok! Amerika’yı yeniden keşfetmeye de gerek yok. İşte Japonya, örnek alınacak uygar bir ülke. Japon’lar depreme dayanıklı binaları ne türde, hangi normlara, kurallara göre yapıyorlar? Aldıkları diğer önlemler nelerdir? Toplanma alanları denilince Japonya’dakiler gibi olmalı. Japonlar parklarını depremde toplanmak ve yaşamak için hazırlamışlar. Üç gün yetecek su tankları var, seyyar tuvaletler kurulacak sistemler oluşturmuşlar. Yemek stokları ve kurtarma ekipleri için depoları var.

 

Biz hala, aradan geçen bunca zamana rağmen, böyle bir felaket karşısında, toplu halde hareket edebilecek bir plan programa sahip değiliz! Böyle bir eğitimimiz yok!

 

Yahu, bizde bunların hangisi yapıldı? 1999’dan bu yana aradan 20 sene geçti; işin uzmanı olan mühendisler, jeolojiprofesörleri, deniz jeolojisi uzmanı akademisyenler, jeofizikmühendisleri o günden beri televizyonlarda konuşuyor, yazılı medyada anlatıyorlar. Beklenen olası İstanbul depremi denizdeki fayların eseri olacak.Çok büyük can kayıplarından ve hasardan söz ediliyor. Gerçek anlamda birkentsel dönüşüm gerekli!Rantsal dönüşüm değil! 7.5 şiddetinden aşağı olmayacak olası bir İstanbul depreminde yerle bir olacak o kadar çok binadan söz ediliyor ki,insan düşünmek dahi istemiyor...

 

Kentsel dönüşümü bizimkiler kule, gökdelen yapmak olarak anlamış olmalılar. İstanbul, son yıllarda adeta New York, Mannattan gibi oldu. İstanbul’un silueti değişti. Bu nasıl bir kentsel dönüşüm hareketi? Bizim, yüksek binalar için bir yönetmenliğimiz yok! TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Cemal Gökçe ve Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu: ‘’Depreme hazırlıktaki en büyük eksiklerimizden biri henüz yüksek binalar için bir yönetmenlik hazırlanmamış olmasıdır‘’ diyor. Pekala bu mantar gibi biten kuleler, gökdelenler, yüksek binalar nasıl yapılıyor? Yurtdışındaki yönetmenliklerden faydalanarak yapılıyormuş!

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99