Okunma Sayısı: 2451

ÇANAKKALE RUHU

25 Eylül 2017 tarihli yazısı

18 Mart 2016 tarihi, Çanakkale zaferinin 101’üncü yıldönümü. Haklı olarak tarihimizdeki en büyük hadiselerin arasında gösterilmiştir. Savaşın gerçekleştiği anı yaşamak mümkün değil. Fiziki olarak dengeleri değerlendirmek ve bu savaşın sonucuna sadece akıl ile varmak pek de mümkün değil. Hiç şüphesiz yaşananlardan ders çıkarmak mümkün. Çanakkale’de hedefin doğrudan İslâm olduğunu aklı başında birçok vakanüvis söylüyor artık. Her ne kadar zayıf ve bitap düşmüş olsa da Osmanlı İslâm’ın kalelerinden biriydi. Yapılan hamleler, oynanan oyunlar bu sebeple Çanakkale cephesinde yüzünü göstermişti, tıpkı Gaziantep’te, Kahramanmaraş’ta ve Sarıkamış’ta olduğu gibi. Ülkenin her bir yönü müdafaa için cepheleşmişti. Henüz okul çağında bulunan birçok genç farklı cephelerde ama aynı iman ve şuurla düşmana set çekmek için var gücüyle çabaladı.
Sömürgeci ve kolonist devletler – ki bunların başını İngiltere çeker- kıtaları, toprakları, insanları kendisine bağımlı yapacak tüm hamleleri uygulayıp kurutmak için doymak bilmez iştahlarıyla haritada yer beğeniyordu. İşgal ettikleri ve sömürdükleri topraklara Anadolu’yu da katmak istiyorlardı. Bu hayallerini gerçekleştirmek için her yola başvurmuşlardı. Söz gelimi Çanakkale’de birçok hastane, revir savaş esnasında İngilizlerce bombalanmıştı. Bu bir savaş suçuydu aslında. Hümanizmanın ana yasalarını ortaya koyduğunu iddia edenlere bakın!
Farklı cephelerde müslümanı müslümana kırdırmaya bile çalışılmışlardı. Bunların başında Senegal’li müslümanlar geliyor. O tarihte Senegal Fransız sömürgesiydi. Tarih kayıtlarına göre 7000 Senegal’li müslüman Çanakkale’ye Osmanlı’ya destek vermek için geldiğini düşünerek ateşin içine itilmişti. Türk Cephelerinden duyulan ezanlar Senegalli askerleri şoka sokmuştu. Kandırıldığını düşünüp savaşmayacağını beyan edenlere çeşitli işkenceler yapıldığı biliniyor. Kiminin de öldürüldüğü belgelerde geçiyor.
Anzaklı Ömer adını alan Mr. Josef Miller ‘in tarihe mâl olmuş sözleri durumu izah etmesi bakımından kıymetli:
“Her taarruzunda bizden de Türklerden de yüzlerce insan hayatının baharında can veriyordu. Fakat biz hepimiz Türkler ’deki gayret ve cesareti uzaktan gördükçe şaşırıyorduk. Teknolojik yönden çok çok üstün olduğumuz gibi sayı bakımından da fazlaydık. Peki, onlara bu cesaret ve kuvveti veren şey neydi? İlk başlarda zannediyordum ki İngilizlerin bize anlattığı gibi Türk’ler barbarlıktan böyle saldırıyorlar. Meğer barbarlıktan değil, kalplerindeki vatan sevgisinden kaynaklanıyormuş.”
Ecdadımız en zor şartlarda dahi dünyaya bir kez daha insanlık dersi vermiştir. Bu savaş Hilal ile haç arasında cereyan etmiştir. Emperyalist güçlerin pervasızca topraklarımızı işgal etme arzuları ise Çanakkale’ye gömülmüştür. Çanakkale bu bağlamda; Lazı, Türkü, Kürdü, Çerkezi ile tek vücut olarak küfrün önüne dikilişin en anlamlı tanımı olmuştur.
Yedi düvelle mücadele edip Çanakkale geçilmez sözünü tarih sayfalarına yazdıran şehitlerimizi Rahmetle yâd ediyoruz.

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99