Bu sabah rutin bir şekilde planladığım işlerimi yapmadan önce her zaman zevkle dinlediğim bir yazarın bazı sözleri günümü aydınlattı.
Bazı sabahlar dünyaya bakmak zor geliyor insana. Açılan her haber, duyulan her hikâye, yaşanan her hayal kırıklığı kalbimizin üzerine biraz daha ağırlık bırakıyor. İnsan ister istemez soruyor kendine: Bunca kötülüğün içinde güzellik gerçekten hâlâ var mı? Oysa tam da böyle zamanlarda fark ediyoruz; hayat, bütün yorgunluğuna rağmen bize hâlâ sevinmek için sebepler sunuyor. Bir çocuğun gözlerindeki ışıltı, yaşlı bir çiftin el ele yürüyüşü, hiç tanımadığımız birinden gelen içten bir “iyi günler” bile içimizde unuttuğumuz bir duyguyu yeniden uyandırıyor.
Dünya kusursuz bir yer değil, hiçbir zaman da olmadı. Acılar, kayıplar, kırgınlıklar hep vardı. Ama bütün bunların arasında insanlığın en güzel tarafı da hep varlığını sürdürdü: İyilik. Sessizce yapılan yardımlar, karşılık beklemeden uzanan eller, yalnızca bir kalbi hafifletmek için söylenen birkaç sıcak cümle… Belki de dünyayı yaşanır kılan tam olarak bunlar. Kötülük kendini daima manşetlerde ön plana çıkartsa da, daha çok varlığını hatırlatsa da bizlere, iyilik hayatın derinlerinde kök salmaya devam ediyor.
İçimizdeki sevinç de biraz buna benziyor. Her zaman coşkulu, yüksek sesli bir mutluluk değil bu. Bazen yalnızca gün doğumunu izlerken hissedilen huzur, sevdiğin bir kokunun geçmişten bir anıyı getirmesi, beklenmedik bir anda gelen samimi bir tebessüm… Hayat bize her gün küçük mucizeler fısıldıyor.
Sabahları duyduğum tombul minik kuşun cıvıltısı mesela, öyle güzel başlatıyor ki beni güne. Ve güne başlama isteği gerçekten devamı için bence önemli bir kriter. Çünkü güne başlarkenki motivasyonumuzda problem varsa ilerleyen saatlerde onu aşabilmek yoğun bir çaba gerektiriyor çoğu zaman. En büyük sorun yaşantımızın içindeki o ufak anlarınkıkırdamasını duyacak kadar yavaşlayamıyor olmamız.
Bence asıl mesele, dünyanın nasıl bir yer olduğu değil; bizim ona hangi gözle baktığımızdır. Çünkü umut, kesinlikle dışarıda bulunan bir şey değil, insanın kendi içinde büyüttüğü bir duygudur. Ve sevinç, ne olursa olsun yeniden filizlenebilen en güçlü tohumdur.
Dünya bütün yaralarına rağmen hâlâ güzel; çünkü onu güzelleştiren şey, içimizdeki ölmeyen iyilik ve sevinçtir. Bunu daima hatırlayalım! Kendimize ve çevremizdekilere de sıkça hatırlatalım… Biliyorsunuz ki tıpkı gülmek gibi umut da sevinç de bulaşıcıdır.
Yorum Yaz
Yorumlar
FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ
Tel: 0555 819 86 99