Flaş Kocaeli
Seda Oruç
Okunma Sayısı: 1563
Seda Oruç

Sanayi şehrinden, müzelere yolculuk

05 Kasım 2018 tarihli yazısı

İzmit’i dışardan kime sorsak kuşkusuz sanayi şehri olarak tanımlar. Oysa üç bin yıllık bir tarihimiz var. Doğu Roma’ya başkentlik yapmış, Osmanlı döneminde önemli bir merkez olarak kullanılmış ancak sonrasında bir türlü güzelliğini gösterememiş. Jeopolitik avantajlarıyla sanayi şehri etiketi alan ilimizde son yıllarda yapılan tarih ve kültür çalışmaları turizm açısından umut vadediyor. Sanayiye doyan şehrimizin nefes almaya ve öz kimliğine ulaşmaya ihtiyacı var. Turizm tandanslı çalışmalar kapsamında kazandırılan mekânlar, dönüştürülen yapılar mutluluk verici.  

 

Turizmin olmazsa olmazı ise kuşkusuz müzeler. Bu yerler sanatsal, tarihsel ve bilimsel eserlerin öneminin ve bilgisinin paylaşıldığı mekânlardır. Bulundukları kentin prestij yapıtlarıdır. Kentin kimliğini içindeki müzelerden okumak mümkündür. Bizim de İzmit merkezde çok önemli iki yeni müzemiz var. Bunlardan biri Sekapark yerleşkesi içinde “Seka Mehmet Ali Kâğıtçı Kağıt Müzesi” ve Cephanelik alanında yapılan “17 Ağustos Deprem Anma ve Farkındalık Müzesi”. 

 

Kâğıt Müzesi Cumhuriyet dönemi sanayileşmesinin en güzel örneklerinden biri olan Seka Fabrikasının kuruluşunun ve kağıdın oluşum hikâyesinin anlatıldığı, şehrin kimliğine vurgu yapan önemli bir yer. Yeni kurulan ülkenin kalkınmasında ilimizin ne denli önemli görev üstlendiğinin de göstergesi. Kâğıt ise medeniyet ölçüsü, bir duygu, kendini ifade etme. Klavyenin başına yazdığınız hangi e-posta elinize değen kâğıdın kokusundan daha anlam yüklü olabilir? Gittikçe dijitalleşen dünyada kağıdın gücünün kaybolmaması adına çocuklarımıza önemini anlatalım. Onları bu kıymetli müzelere boş vakitlerde değil hususi ayrılan zamanlarda götürelim. Kâğıdın melankolik ve hüzünlü yolculuğunu izlerken sonunda ortaya çıkan güçlü eseri görmelerini sağlayalım. Bin bir zahmet ile elde edildiğini ve ellerindeki tabletlerden çok daha kıymetli olduğunu gördükleri vakit onlar da değer vermeyi bileceklerdir. Kâğıt salt bir yazı malzemesi değil, bir kültürdür. Doğayı korumayı, çevreyi temiz tutmayı, tutumluluğu, sorumluluğu hissedecekleri bu yerleri ne kadar çok görürlerse o kadar bilinçli olacaklarına inanıyorum.

Cephanelik alanında yapılan Deprem Müzesi ise bu afetin ne olduğunu bize ayrıntılı anlatan muazzam bir eserdir. Bu müze İzmit Belediyesi tarafından 17 Ağustos 1999 depreminde yaşamlarını yitiren vatandaşlarımızı anmak ve depremle ilgili farkındalık oluşturmak için inşa edilmiştir. Yüzyılın felaketi olarak adlandırılan o geceyi anlamak ve anlatmak bizim görevimiz olmalıdır. Bizler bu coğrafyada yaşadığımız sürece kaçınılmaz bir şekilde deprem ile karşı karşıya kalacağız. Ölümlerin ve yıkımların sebebinin deprem değil çürük binaların olduğunu en canlı haliyle tecrübe edenler olarak doğayla savaşmak yerine onunla birlikte yaşamak için yapmamız gerekenleri bilmek durumundayız. Bu doğal afeti teknolojinin imkânlarıyla bize tatlı tatlı anlatan müzeyi gezdiğinizde yüreğinizde gezinen hüzünlerin yanında hayata dair umutlarınız yeşeriyor.

 

Şehirciliğin yol, su, kanalizasyon, kaldırım olduğu dönemler artık eskide kaldı. Bize kendimizin ve kentimizin kimliğini yarınlara aktaracak eserler gerek.  Çocuklarımıza yaşadıkları coğrafyayı, yapmaları gerekenler ile anlattığımızda korkuların yerine çabalar oluşacaktır.

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

zakir - 06 Kasım 2018 09:03
Okey

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99