Flaş Kocaeli
Seda Oruç
Okunma Sayısı: 848
Seda Oruç

Tarih koridorunda bir öykü

06 Aralık 2018 tarihli yazısı

Seçimlerle yoğrulmuş ülkem yeni bir seçimin arefesinde. Yerel seçimin atmosferi her zaman farklı olur. Biz adı büyük şehir olarak anılsa da herkesin birbirini bir vesile ile tanıdığı hani nasıl derler amatör ruhu kaybetmemiş bir kentiz. Dolayısıyla aday ismi, partisi kadar önem arz eder. Tüm siyasi partiler muhakkak bu duyarlılıkla hareket edip adaylarını belirleyeceklerdir. Şehri yönetme ehliyetini alan kişilerin şehrin menfaatleri doğrultusunda yapılmış işlere katkı koymalarını, yeni vizyon projelerle hizmetlere devam etmelerini vatandaş olarak bekliyoruz. Seçim sonuçları, dolar kurlarındaki dalgalanma, piyasanın gidişatı, komşularımızda devam eden savaş hali, trafik kazaları, akıl almadık cinayet haberleri günümüzün bitmeyen konuları. Arada gökyüzüne bakmaya, iç sesimizi duymaya, kendimizle baş başa gezintilere ihtiyacımız var. Biliyorum pek çoğumuz “nerdeee!” diyecek. “İşten güçten vakit mi kalıyor?”. Bu kadar insani ihtiyaçlarımız bile lüks gibi gelmeye başladı. Dönen çemberin içinde koşan minik hemster gibi durmayı dahi bilmiyoruz.

 

Tam da bu noktada size fiziksel olarak çok yakın ama ruhen başka bir dünya olan Kapanca Sokak’ı gezmeyi önereceğim. Tarihi Orhan Camii’nden başlayıp Arnavut kaldırımlarda salınarak aşağıya doğru inerken hayallere dalmakta özgürsünüz. Tüm mütevazılığı ile sizi selamlayacak cumbalı evlerdeki yaşanmışlıkları tasavvur ederken yüzünüze tanımlayamadığınız bir gülümseme oturacak. Hayatı orada durdurup bir hikâye yazmak geçecek içinizden.

 

Selim Sırrı Paşa Konağı’nın güpürlü perdesinin ardında belli belirsiz bir genç kız sokaktan birazdan geçecek ve kafasını dahi kaldırmadan mahcup tavırla pencereye bir bakış atacak genç adamı bekleyecek. Suları yüklediği eşeğinin yularını nasırlı elleri ile tutan yüzüne derin çizgiler oturmuş ihtiyar ağır ağır aşağıdan gelirken hayatın her dönemde mücadele gerektirdiğini hatırlayacaksınız.  Mahallenin çocuklarının tüm coşkularıyla topaç çevirip, buldukları düzlükte bilye yuvarladıklarını gördüğünüzde ‘ah çocuk olmak’ diye geçecek içinizden. Biraz durup seyretmek, sonra sekiz yaşına inip aralarına karışmak arzusu yerleşecek yüreğinize. Süleyman Paşa Hamamı’ndan çıkan küçük kızın pembe yanaklarından dünyanın güzelliği yansıyacak yüzünüze. Sırtında bohçası ile gezen kocakarı genç kızların hayallerine uygun esvapları tatlı diliyle satarken annelerin her zaman kızlarının mürüvveti için çabaladığını göreceksiniz. Pazarlığı izlerken paranın adı değişse de kıymetinin değişmediğine şahit olacaksınız belki ama nezaketin kaybolmadığı zaman, o pazarlığın nasıl hoş göründüğünü gülümseyerek izleyeceksiniz. Dere Cami cemaatinin namaz çıkışı selamlarını alacaksınız. Akçakoca Bey’in şehri fethettiği zamanki zafer ruhunu sokağın her köşesinde hissederken gururlanacaksınız. Ölmüşleri için lokma döktürmüş Pembe Köşk’ün hanımın komşularına giden tabaklarının üzerindeki iğne oyalı mendillerin naifliği ilkbahar esintisi gibi başınızı döndürecek. Yeşil Konak’ta çalan guguklu saat zannettiğiniz ses sizi biraz sarsacak. Bu harika atmosferden çıkmak zor olacak ama gezinizin başında telefonunuzun saatini kurun ki işe veya eve geç kalmayın.

 

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Ümran oruc - 06 Aralık 2018 13:54
Mükemmel Bir anlayış herkez bunu okumalı ve buraları gezmeli Anlayışla Anlatmam yavrum Tebrik ederim Tebrikler Benim Akıllı yavrum. BASARILAR.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99