Sen gittiğinden beri oldukça umarsız,oldukça duyarsız geçiyor günlerim.
Soranlara _
nasılsın bugün? diye _
İyiyim diyorum yüzümde kocaman bir maske..
Arada uzaklara bakıp mavi bir deniz hayal ediyorum. Bir vapur,üzerinde ağlaşan martılar,güvertesinde sen Kıyıdan el sallıyorum Omuzlarından hala indirmediğin sırt çantanla sen Hiç görmüyorsun beni..
Gittikçe uzaklaşırken bindiğin o vapur Belki duyarsın diye sesleniyorum _Yahu gittiğin yerden dönüş yok Bari beni de götür. Evet bundan yedi yıl önce daha 29 yaşında olan kardeşimi yine sıcak bir ağustos ayında yitirdiğimde bu kısa şiiri yazmıştım.Yazması bile bu kadar zorken,nasıl dayandım ben bile şaşırıyorum.
Evet kardeşimi çok seviyordum ve hala da seviyorum.Onun yokluğuna alışmak değil de katlanmayı öğrendim.Belki de bu sayede hayatla savaşmayı öğrendim.Mesela filozof ve yazar SCHOPENHAUER,acıyı insan dünyasını geliştirici bir etken saymıştır ve onu dünyayı kavramakta başlıca önder,tek yol gösterici olarak tanımlamıştır.
Keşke öyle olmasaydı diyorum bazen yani bizi güçlü kılan şey acı değil de sevinçlerimiz olsaydı ama galiba bu pek de mümkün değil. Zira bu konuda yine filozof SCHOPENHAURE,hazların sevinçlerin gerçekliğin görünümlerini bozduğunu ve bizi gerçeklikten uzaklaştırdığını söyler.
Buna göre acının ahlaki bir değeri olduğu gibi belli bir bilgi değeri de vardır. Acıların en büyüğü sevdiklerimizi kaybetmek olduğunu düşünür bir çok insan Ama aslında kaybettiğimiz o kişiyle ilgili hayallerimizdir.Gerçekleşmesi mümkün yada mümkün olmasada o hayale o kadar kapılırız ki onu kaybettiğimizde ACI bir bıçak gibi saplanır tüm benliğimize hele ki bununla yüzleşmek en korkunç kabusumuz gibi vurur yüzümüze.
Necip Fazıl ın dediği gibi “Ne acı,kaybetmek için sahiplik! Ölümlüyü sevmek,ne korkulu iş!.. Hayat mı,püf desen kopacak iplik, Çıkmaz sokaklarda varılmaz gidiş.” Evet acılarla büyüyor olgunlaşıyoruz;bir anda
elimizden alınan hayallerimiz ne kadar canımızı yaksada daha bir güçleniyoruz.Bu gücü kuvveti iyi değerlendire bilirsek bu hayat maratonunda galip olabiliyoruz.Peki ama nasıl? Tabiki her yaşadığımız acı deneyimden ders alarak diyebiliriz.
Acıyla yüzleştiğimizde artan kaygı,öfke,kırgınlık hallerimiz zamanla yerini kabullenmeye bırakır.Bu kabullenişle beraber yepyeni bir dinginlik hali vuku bulacaktır.İşte o zaman çektiğimiz acı ve ızdırabın bize bir faydasının olmadığını artık anlıyor ve elimizde olanla yetinmek gerektiğini öğreniyoruz.Yanımızda olan diğer sevdiklerimizden güç alıp,yeni hayaller kurmaya başlıyoruz. Sevdiklerinizle birlikte acısız, Ağır aksak da olsa hayal kurmaktan vazgeçmediğiniz bir hayat dilerim..