Okunma Sayısı: 1840

Sabahtan akşama kadar Pompei…

01 Temmuz 2015 tarihli yazısı

Selam,

Bugün moralim bozuk biraz. Keyifsizim kusuruma bakma olur mu?

Hafta sonu malum Onur Yürüyüşü vardı. Yıllardır renkli, eğlenceli, huzurlu geçen yürüyüşü bu sene televizyonlarda görünce tanıyamadım. Çok değişmiş. Öncelikle biraz daha boy atmış, büyümüş, serpilmiş, güzelleşmiş. Çok renkli bir kişiliği vardı zaten yürüyüşün, daha da renklenmiş, bilinçlenmiş ve daha geniş kitlelerce sahiplenilmiş gördüm. Fakat haberlerde yürüyüşe yapılan müdahaleyi görünce şaşırdım. Anlayamadım. Her sene sorunsuz geçen bu barışçıl yürüyüşe; gaz bombalarını, plastik mermileri, arbedeyi hiç yakıştıramadım. Kimler sorumluysa kınıyorum.

Öncelikle bu yürüyüşün, yani bu duruşun verdiği mesaj nedir onu düşünmek gerekiyor sanırım. Bu ve bunun gibi toplu hareketler bir iletişim çabasıdır aslında. Benim uzmanlığım değil ama her iletişimde kabaca bir alıcı, bir verici, bir mesaj ve bir de mesajın iletileceği kanal vardır. Burada verici (kaynak) bu yürüyüşe katılanlar ve temsil ettikleridir. Hedef alıcı ise toplumun tamamıdır. (dünya üzerinde yaşayan insanların tamamı). Mesajın iletildiği kaynaklar ise yürüyüşün kendisi, televizyonlar, radyolar gazeteler vs dir. Peki bu denklemdeki asıl amaç olan mesaj nedir? Bence verilmek istenen mesajlar çok basit.

Peki bir grup insanın sokağa çıkıp en renkli kıyafetleri ile gülerek eğlenerek, davullarla zurnalarla biz buradayız demesi ilginç değil mi? Yani mesela binlerce kasap sokaklarda biz kasaplar olarak varız, aranızdayız, bize alışın demesi komik bir şey değil mi? Kasaplar sokağa bu amaçla çıkarsa komik olur evet ama maalesef LGBTİ bireyler için bu çok üzücü bir şey. Yani bir an için varlığını geri kalan dünyaya anlatmaya çalıştığını düşün değerli okur. Yani zaten varsın ama yokmuşsun gibi davranıldığını düşün. Hukukun aleyhine çalıştığını düşün, hiçbir sebep yokken bütün iş kapılarının yüzüne kapandığını düşün, ailenin seni dışladığını düşün, dininin seni dışladığını düşün, okulda dışlandığını düşün, hayatın her aşamasında dalga geçilen biri olduğunu düşün, hor görüldüğünü düşün, bütün hayatın boyunca olmadığın birisiymiş gibi davranmak zorunda kaldığını lütfen bir düşün. Belki varlığını sorgulamaya başlardın. Belki kendini soyutlardın, belki nefes alamadığını hissederdin ve belki intihar bile ederdin. Bilemiyorum ve sanırım sen de bilemezsin veya belki biliyorsun, onu da bilmiyorum. Hani bazen rüyanda çok daralırsın veya korkarsın, avazın çıktığı kadar bağırırsın, yardım istersin de hiç sesin çıkmaz ya işte ben ona benzetiyorum bu durumu. Ama azıcık düşünmek gerekiyor.

Verilmek istenen mesajlar çok basit aslında.

“Genel ahlak sonradan öğrenilmiş bir şey iken bizler doğuştan/yaratılıştan geliyoruz”

“Bizi hor görme, bizi aşağılama, bizi işten atma, bizi dövme, bizi öldürme!”

“Biz varız, buradayız, farklı değiliz, aranızdayız, ayrıcalık değil eşit muamele istiyoruz.”

Bu topraklarda herkes her şeyi yapabiliyor. Yapmakta sıkıntı yok. Ülkemizde yapmak ayıp değil ama yaptığının bilinmesi ayıp olduğu için maalesef toplum LGBTİ bireylerini sindiriyor. Kafalarda “Madem LGBTİ’lisin hemen vermelisin” gibi yada “Ne LGBTİ mi? O zaman bunlar kesin sabaha kadar hep Pompei” gibi algılanıyor sanırım. Bu algının yanlışlığı algılanılmadığı gibi LGBTİ bireylerinin görünürlüğüne, bilinirliğine de izin verilmiyor genel ahlak kuralları gereği.

Bu arada izin vermeyenlerin kimisi LGBTİ arkadaşlık sitelerinde cirit atıyor, kimisi köylerde 12-13 yaşlarındaki kız erkek demeden çocukların ırzına geçiyor, kimisi 12-13 yaşlarındaki kız erkek demeden çocukların ırzına geçilmesine ses çıkarmayıp başka yöne bakıyor, kimisi canlı canlı bir otel insan yakıyor, kimisi emek çalıyor, kimisi karısını, çoluğunu çocuğunu döve döve öldürüyor, kimisi halasına atlıyor, kimisi bağış paralarını, zekat paralarını iç ediyor diye listeyi + sonsuza uzatabilirim eğer yeterince rahatsız olmadıysan. Ben rahatsız oldun diye varsayıyorum.

İşte bunların hepsi vatan evladı ve genel ahlaka dahil edilebiliyorken, iki insanın arasındaki aşk mı dahil edilemiyor?

E o halde genel ahlak sizin olsun, aşk bizim…

(belki yazmak bana düşmezdi ama bu konuya ben de bir yazı ile selam vermek istedim. Anlatmak tartışmak istediğim çok şey var fakat yazı yazmak tek yönlü olduğu için biraz yüzeyel kaldım. Saygılar sevgiler…)

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99