Okunma Sayısı: 1577

Über Kadın

08 Temmuz 2015 tarihli yazısı

Merhaba, yine ben!

Her insan aynı kusursuzlukta olmasa da aynı saflıkta doğar. Kimisi bankacı olur, kimisi Fransız olur, kimisi bir otel insan yakar ve pis pis sırıtır. İnsanlar farklı noktalara evrilir. Kötülüğü, eksikliği ararken sadece kişiye bakmak yanlış olur, bu yüzden Rakel Dink’in de dediği gibi bir bebekten katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşim. Eşinin cansız bedeni henüz sıcak olan bir kadının ağzından dökülmüş gibi durmayan bu sözler hepimizin düşünmesi gereken bir gerçeklik aslında.

Ara ara düşünürüm; bazı eşler/çiftler arasında olduğu söylenen o mükemmel uyum veya ruh ikizliği olayı gerçekten var mıdır diye. Ütopik gelir her seferinde. Misal Hrant ile Rakel böyle miydi? Birbirlerini çok seviyor olabilirler ama ruh ikizi olduklarını düşünmüyorum. En fazla uzun süre birlikte olmanın getirdiği uyumlulaşma olabilir ama doğuştan gelen bir uyum söz konusu bile değildir diye tahmin ediyorum. En über çiftler kim diye düşündüğümde Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun gibi mitler aklıma geliyor. Bu ünlü isimlere en yakın rakip ise Emre Altuğ ve Çağla Şikel’i görüyordum ama maalesef ayrıldılar. Geriye sadece Safiye Soyman ve bıyıklı kalıyor aday olarak, aman sahip çıkalım. Yabancı çiftleri bu kategoride değerlendirmiyorum bile. Onlarda ruh yok, hep bencillik var sanki. Romeo ve Juliet yemeğe çıksalar herkes kendi hesabını ödeyip kalkar gibi geliyor mesela bana.

Bu arada hiç dikkat ettin mi bilmiyorum ama bizim aşıklarımızın isimlerini birbirine “ile” bağlacı bağlarken Romeo ve Juliet’i birbirine “ve” bağlacı bağlar. Yani misal, Leyla “ile” Mecnun birbirinin devamı ya da birbirlerini tamamlayan iki parça gibi algılanırken Romeo “ve” Juliet iki ayrı bireyin bir araya zorla getirilmesi gibi algılanıyor. Eğer aralarında gerçekten ruh ikizliği gibi bir şey olsaydı, eminim ki dilimize Romeo “ile” Juliet olarak geçerdi. Dil deyip geçmemek lazım; dilde çok sırlar gizlidir, çok şey anlatır ufak detaylar.

Neyse sevgili okur aldın mesajı daha fazla uzatmayayım da konuya döneyim.

Über bir kadın hayal etmeye çalıştığım zamanlar genel olarak aklıma bir şey gelmiyor. Bu kadınların suçu değil tamamen benim hayal gücümün kıtlığı sanırım. Ama ne zaman bir kadını tanısam bir süre sonra “işte bu değil” diyebiliyorum.

Gerçek hayatta über kadınlar yok sanırım. Aslında insanlık için, über insanlar yok galiba. Herkes etten kemikten yani. Kafada büyütmeye, beklentiye girmeye gerek yok. Ben ne kadar überim de über bir beklentim olsun. Zaten fark ettiysen bize efsane aşk diye öğretilen Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin hep hayali kahramanlar. Gözle görünen, elle tutulan, ne bileyim Bekirpaşa’da komşu olunan çiftler olsalardı sanırım bu şekilde efsaneye dönüşemezlerdi. Etten kemikten oldukları için muhakkak hataları olurdu, kavgaları olurdu ve onları da kendimizi gömdüğümüz gibi tarihe gömerdik. Aslında hepimiz sıradan insanlarız. Masal gibi birisini aramamız ya da beklememiz beyhude. Eşimiz, sevgilimiz, arkadaşımız, öğretmenimiz tıpkı bizim gibi sıradan insanlar. Bu yüzden bir insanın iyi taraflarını görünce bulutlara çıkarmanın, kötü taraflarını görünce gömmenin alemi yok. Azıcık insan olalım. Lütfen ama!

Sadede gelecek olursam; sıradan bir insan anne veya baba olunca, sanırım evladının gözünde über oluyor. Evlatlar anaya babaya torpil geçmiyor hayır, bizzat überlik makamını hak ediyorlar. Babalarda bu oran daha düşüktür ama annelerde bu oran açık ara önde bence. Bir yerde hayatımıza alacağımız kişide de aradığımız überlik gördüğümüz ilk rol modelden kaynaklanıyor. Bunu gözden kaçırmayalım. Herkesin überi kendine diyerek sözlerime burada son verirken “Önümüz bayram, yazıyı da okudun, gidip bir anne baba eli öp bari” gibi bir hatırlatma yapmak istiyorum.

Hadi kendine iyi bak.

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99