Gökhan Güneri
Okunma Sayısı: 2372
Gökhan Güneri

Milli etik"et"

30 Kasım 2017 tarihli yazısı

Teknik olarak bakarsak, bir ürünün en uygun fiyata alınacağı yer üretildiği yerdir. Ürün üretildiği yerden ne kadar uzağa taşınırsa taşıma ücretide bu ürüne yansır ve haliyle fiyatını yükseltir. Bu durum üretilen ürünün özelliğine göre taşıması zor hatta neredeyse imkansız hale gelebilir.

Çok güzel bir ülke olmamızın yanı sıra, çok değişik özelliklerede sahibizdir. Bunlardan en önemlilerinden bir tanesi ilk cümlede anlattığım şeyin bizim ülkemizde geçerli olmayışıdır. Bizde tehlike ürünün yada ürünü size tedarik eden firmanın "Türk" olma içgüdüsüyle ne kadar fiyat farkı koysada satılabileceğine inanmasıyla başlar.

Etiket millileştikçe, fiyat gayri millileşir.

Eğer bir Türk gsm operatörü, yada yüzde yüz Türk olan bir firmanın ürününü alıyor yada hizmetine para ödüyorsanız, muhtemelen muadillerine göre en yüksek parayı siz ödüyorsunuzdur.

Çok uzağa gitmeye gerek yok. İthal et meselesi önümüzde. Et bizim ülkemizde bir çok avrupa ülkesinden çok daha fazla oranda hem üretiliyor hem de tüketiliyor. Fakat bu hiçbir zaman ne birinci elden ne de aracılar kanalıyla ete ulaşan tüketiciye yansımadı. Yani siz ne bir lokantada ne de bir kasaptan et alırken, ülkemizin neredeyse her yanında hayvancılık yapılmasının ödediğiniz hesaba bir katkısı olmadı.

Hükümet bundan çok daha evvelden beri bahsi geçen, yurt dışından et ithal etme projesini hayata geçirdi. Bu kadar süre neyi bekledikleri muamma.

Fiyatlar değişebilir ancak ithal et ile yerli et arasında gözle görülür ciddi bir fiyat farkı ortada.

Yerli üreticinin ithal etle rekabete girme olanağı var mı? Mutlaka yapabilecekleri, fiyatlarını düşürebilecekleri bir yöntem mevcuttur. Bu mevcut yöntem ya da çözümlerden biri daha az kazanmak, yani fiyatları düşürmek ise, bunu hiçbir üretici yapmayacaktır ve yerli et şuan vitrinde gördüğünüz fiyattan çok gerilere gitmeyecek, hatta büyük ihtimalle istikrarlı yükselişine devam edecektir.

Her şeyden vazgeçeriz, paradan asla.

Yerli üreticinin aldığı önlemler yavaş yavaş medya kanallarıyla tüketiciye yansımaya başladı aslında. 1 kilo Sırp eti yerine, 750 gram Türk eti almayı öğütleyen afişler göründü. Çok başarılı olacağı aşikar bir reklam kampanyası önümüzde duruyor. Milli değerlerimizle yetişmiş bir ineğin eti elbetteki daha pahalı olur. Bu yolda ilerleyecek olan yerli üreticiden indirim bekleyen varsa vasiyetine yazsın, gelecek nesillerede aynı bekleyişi öğütlesin.

Mutlaka daha gelişmiş reklam stratejileri göreceğiz yakında. "O ithal inekler müslüman değil" noktasına henüz gelmedik. Gelmeyiz umarım.

Fakat bu işin hepimize kötü yansıyacak tarafı şu; yarın hükümet ithal et işinden vazgeçerse ve biz yerli üreticinin milli sığırını yemeye devam edersek, bugün etiketlerde yazan fiyatları ancak güzel bir rüyadan akılda kalan olarak görürüz.

İthal et limitli satıştan kurtulup herkesin ulaşabileceği, görebileceği yerde satılmalı. Şuan olduğu gibi bir kaç firmanın tekeline bırakılması akla tek birşeyi getiriyor.

Yerli et ile ithal et aynı reyonda tüketicinin önüne gitmeli ki bizim memlekette milli değerlerin ne kadar olduğunu herkes görsün.

Her şeyden vazgeçeriz, paradan asla.

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99