Okunma Sayısı: 3267

Ruhunuzla Buluşmak İçin Acele Edin…

27 Ocak 2016 tarihli yazısı

Meksika’da İnka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yerli rehberle yola koyuluyor. Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu, kısa bir sürede yarılıyorlar. Aynı hızla tempoyla biraz daha yol aldıktan sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere oturuyor ve böylece beklemeye başlıyorlar. Tabii Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremiyorlar.

Saatler sonra, yerliler kendi aralarında konuşup tekrar yola koyuluyor ve sonunda tepenin üstündeki görkemli İnka tapınaklarına geliyorlar.

Arkeologlardan biri, yaşlı rehbere soruyor; “hiç anlayamadım, niye yolun ortasına oturup saatlerce yok yere bekledik? “
Yaşlı rehberin cevabı o kadar güzel ki; “çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetişmesini bekledik…”

Niye içimizde daima bir eksiklik duygusu ile yaşadığımızı, niye kendimiz olmayı beceremediğimizi, niye mutlu olamadığımızı ve ‘niye’ ile başlayan bir sürü sorunun cevabını bizlere açıkça veriyor İnka’ların yaşlı torunu.

Hayat içinde o kadar hızlı yol alıp her şeyi o kadar çabuk tüketiyoruz ki ruhlarımızı çok geride bırakıyoruz hatta onu nerede unuttuğumuzu bile hatırlamıyoruz birçoğumuz. Sonrada çılgınca sağa sola saldırıyoruz neden ve niyeler ile.

Maddeciliği anladım da aşktan sevgiden niye bu kadar herkes şikâyetçi? Kaç kişinin aşk hayatı yolunda gidiyor ve kaç kişi aşkından memnun? Belki de parmak ile sayılacak kadar az. Bunun asıl nedeni bana göre ruhların uyuşmaması. İkiz ruh kavramına her zaman inanmışımdır. Ruhlarını geride bırakanlar ruhsuz bir bedenle aşka sevgiye yelken açınca mutsuzlukla kendi kendilerini cezalandırıyorlar. Çünkü önce göz görür sonra ruh sever. Yani ruh olmadan ikiz ruhumuzu bulmamızda imkânsızlaşıyor. Bu yüzden duvarlara çarpıp içimizi kanatıyoruz. Bu yüzden eksik hep bir yanımız.

Milan Kundera “yavaşlık” adlı kitabında; ”yavaşlık hep hatırlatır, hızlılık ise unutturur” diyor. Bu cümlenin anlamı aslında çok geniştir. Bunlardan birine değinmek istedim kendimce.

Günümüz iletişim araçlarından en önemlisi olan telefon hızlandırır. Oysa mektup hep hatırlatır. Ruhunuzu hissettirir sizi bambaşka diyarlara götürür. Telefonda hızlı bir şekilde söyleyemediğiniz birçok duyguyu mektup kâğıdına rahatlıkla dökebilirsiniz. Nerede o eski zamanlar dedirtir mektup insana. Duyguların dilidir kâğıda dökülen kelimeler. Yürekten gelir hepsi birer birer.

Ben telefon değil mektup olmak istiyorum. Ruhumu bedenimden ayırıp geride bırakarak hayatımı değersizleştirmek istemiyorum, aşkımı da işi mide severek yapıp mutlu olmak istiyorum diyorsanız hemen geride bıraktığınız ruhunuzla buluşun ve niyeler ile boğuşmayın. Her şey bizim elimizde ama ancak kendi ruhumuzla buluştuğumuzda…

Haftaya görüşmek üzere hoşça kalın…

Sevgilerimle…

 

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Didem Ucar Kucuk - 27 Ocak 2016 15:59
Aynen ruh ikizi cok onemli..gonul cum bu haftada dokturmussun tebrikler

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99