Zor zamanlardan geçiyoruz ve tarihte izler bırakıyoruz. Felaket senaryoları gerçek mi oluyor diye düşünmediğim bir an bile yok. Aklıma hep oğlum geliyor ve onunla geçirmek istediğim onca zaman. Dünyayı bu hale kim mi getirdi? Cevap veriyorum: Biz!
Dünya yaşıyor ve de yaşlanıyor. Bizler sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi kibirle yola devam ediyoruz. Dünyamızı hunharca katlediyoruz. İnsanoğlu yaşamak denen döngüyü çok hafife alıyor ve anlamıyor. Her şeyin birbiri ile bağlantılı olduğuna inanmıyor. Varlığımızı sürdürebilmemiz için çabalamamız, planlamamız, düzenlememiz ve sürdürebilmemiz gerekiyor. Bunların hepsi birbiri ile iç içe, biri olmadan diğerini yaptığınızda hiçbir anlam ifade etmeyecektir.
Hala çaresi bulunamamış illet bir virüs yakamızda. Özgürlüklerimiz kısıtlandı, yaşam alanlarımız tehlikede. İnsanlık krizin eşiğinde. Ama bunca zorluğu yaşarken kendimizi izole etmek zorunda kalmamız bir takım güzelliklere de neden oluyor. Kapanan okullar, iş yerleri, turistik mekanlar v.s gibi kibrimiz ilebirlikte dünyaya verdiğimiz zarar da azalıyor. Tüketmeden yaşamaya çalışıyoruz. Bunu bize dünya yaptırıyor. Bir ön uyarı mahiyetinde. Dünya bizi kendinden uzaklaştırıyor ama unuttuğumuz şeylere yaklaştırıyor. Kendimize dönmek, dönüşmek, ötekileşmek, durulmak ve aidiyet duygusu ile sarmalanmak zamanı! Kaçamayınca kalmak ve konuşmak zorundayız, gidecek bir yer olmayınca bulmak yaratmak ve zamanı kullanmak zorundayız. Korktukça daha çok çabalıyoruz aslında, debeleniyoruz çıkabilmek için bizi yakalayan kirli döngülerden. Bunları yaşayan bir tek biz değiliz anlamaya çalışmalıyız. İnsanlar kendilerini vazgeçilmez gördükleri ölçüde hızla silindiler yeryüzünden. Dünya onları denizin kendisini temizlemesi gibi temizledi, çırptı ve fırlattı. Silkeliyor şu anda kendinize gelin diyor. Ben inanıyorum ona! Yaşama hevesine katılıyorum. Birlikte öğrenebileceğimize inanıyorum. Hayallerimizin var olabilmesi için bu dönemin atlatılacağına inancım tam. Ama işte çabuk unutuyoruz. Acılardan dersler çıkartmıyoruz. Gezegenimiz yuvamız ve onu korumalıyız. Onu değiştirerek, bozarak salgınlara, afetlere yol açıyoruz. Geri dönüşü olmayacak kayıplar veriyoruz.
Zaman bize her şey için fırsat veriyor aslında. Böyle büyülü bir şey. Kullanmayı bilene! Dünya imkansız denilen şeyin en güzel örneği. Görmesini bilene! Çıkacağız bu vıcık vıcık bataklıktan ve öze saygı göstereceğiz inanıyorum. Yoksa bir başka felaket gelecek ve bizi yeniden bulacak. Çünkü artık Dünya’nın dayanacak gücü kalmadı.
Google’a girin ve dünya’ya yeniden bakın. Ne kadar ufak olduğunu göreceksiniz. Ve kendinizi düşünün. O kocaman dünyanızda nasıl bir hiç olduğunuzu hatırlayın. Yaşamak bir ipin ucunda, incecik bir çizgide, siyah bir boşlukta ve bitiverecek şiir misali birdenbire! Bu yüzden layık olduğunca yaşa insanoğlu. Tek dileğim bu!
Yorum Yaz
Yorumlar
FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ
Tel: 0555 819 86 99