Dinler ve özellikle İslam Dini ;
Ahlak,
Merhamet,
Hoşgörü dinidir.
Aslında Her yönü hoşgörü kokan, İnsanlığı kesinlikle ötekileştirmeyip bir ve beraber yaşamayı hedefleyen o kadar güzel bir dinimiz var ki.
Ama bize nereden ve nasıl bulaşmışsa artık, karşısındakini illa ki bir ötekileştirme ve dinsizleştirme hastalığı oluşmuş.
Sanki dinimizi ruhsuzlaştırma, dinsizleştirme hastalığına tutulmuşuz.
*******
Gavuru nasıl müslüman yaparım diye düşünmekten ziyade,
Müslümanı nasıl gavur yaparım hastalığına kapılmışız.
******
Komşusu açken tok yatan biz den değil düsturundan,
Bu dinsiz komşu sürünsün hastalığına bulaşmışız.
Eskilerimiz gavuru müslüman yapmak için hayatlarını at sırtında geçirirken,
Biz müslüman komşumuzu nereden yakalarız, açığını nasıl buluruz da dinsiz olduğunu ispatlarım derdindeyiz.
Din ötekileştirmez kucaklar,
Din karşı tarafı illa ki düşman görmez, onu islama nasıl ısındırırım diye yöntem geliştirir.
*********
Konumuza bir Ayet-i Kerime Meali ile devam edelim.
Ali Fikri Yavuz (60/MUMTEHİNE-8: Allah, din hususunda sizinle savaşmamış, sizi yurdlarınızdan da çıkarmamış kimselere sadakat göstermenizden, onlara iyilik etmenizden, onlara adalet yapmanızdan sizi yasaklamaz; çünkü Allah adalet yapanları sever.
Bekir Sadak (60/MUMTEHİNE-8: Allah, din ugrunda sizinle savasmayan, sizi yurdunuzdan cikarmayan kimselere iyilik yapmanizi ve onlara karsi adil davaranmanizi yasak kilmaz; dogrusu Allah adil olanlari sever.
*********
Konuya, Haçlılar ile Selçuklular arasında geçen tarihi bir olayı paylaşarak devam edelim isterseniz.
Müslümanların 1144 yılında Urfa’yı Haçlıların elinden alması sonucunda, Avrupalılar tarafından (Papanın kışkırtmasıyla) ikinci Haçlı Seferi düzenlenmiştir. Ordunun başına da Fransa Kralı Vll. Louis ve Alman İmparatoru ll.Konrad getirilmiştir. Bu istilacı Haçlılar’a karşı Anadolu’yu, Selçuklu Sultanı İzzeddin Mesud savunmuş ve Haçlılar büyük kayıplar vererek Anadolu’yu terk etmişlerdir. Bu sefer sırasında en çarpıcı olay ise Anadolu’da bozguna uğrayan haçlı askerleri esaret, açlık ve hastalık gibi sıkıntılar nedeniyle perişan olunca Müslümanlar onlara (düşmanları olmasına rağmen) merhametle muamele ederek onları doyurmaya ve tedavi etmeye başlamışlardır. Müslümanları Müslümanlardan tanıyan ve Papa’nın İslam ve Müslümanlarla ilgili anlattıklarının iftiradan başka bir şey olmadığını anlayan 3000’den fazla Hıristiyan, El-Hêdi (Hidayet eden) Allah’ın izniyle Müslüman olmuştur. O dönemin tanıklarından Papaz Odon de Deuil kendi bakış açısıyla olayı şöyle ifade etmiştir: “Ey hıyanetten de daha zalim olan merhamet! Müslümanlar ekmek vererek (Hıristiyanlardan) dinlerini satın alıyorlardı. Bununla beraber Türkler, onları müslüman yapmak için bir zorlamada bulunmadılar.”
KAYNAK : http://m.furkanhaber.net/medeni-batinin-gercek-yuzu-hacli-seferleri-2/4722/
**********
Bu yaşananları günümüzde yaşama şansımız ne kadar acaba ?
Ermeni'ye, Rum'a, Alman'a ne gözle bakıyoruz ?
"Kafirlerden dost edinmeyin. ‘’
"Komşusu açken tok yatan bizden değildir. ‘’
Peki dost edinemediğimiz komşumuzun üzerimizde ne kadar hakkı var biliyor muyuz.
Ashabın RASULALLAH’ın komşu hakları ile ilgili sohbetlerinden çıkardığı ;
- ‘’ Komşuyu komşuya mirascı bırakacak zannetmiştim ! ‘’ sonucunu unutmayalım.
Mekke’de Peygamberimiz Peygamber olmadan önce ;
‘’ Muhammedül Emin ‘’ diye anılırdı.
- Artık toplum olarak elmayı armut ile karıştırmadan düşünmenin zamanı geldi diye düşünüyorum.
******
Yunus'un dediği gibi.
Gelin tanış olalım,
İşi kolay kılalım,
Sevelim sevilelim,
Dünya kimseye kalmaz.
Yorum Yaz
Yorumlar
Diğer Yazıları
FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ
Tel: 0555 819 86 99