Siyasette güvenin en hızlı eridiği dönemlerden geçiyoruz. Vatandaş, kendisine ayrılan her beş yılda bir sandığa gidip iradesini gösteriyor; fakat seçtiği isimlerin büyük bir kısmından aynı oranda karşılık alamıyor. Bu yüzden toplumun dili artık çok net: “Keşke her milletvekili görevini hakkıyla yapsa.” Bu cümlenin ete kemiğe bürünmüş hâlini ise son dönemlerde Doğan Demir’in çalışmalarında görmek mümkün.
İstanbul Milletvekili Doğan Demir'i uzun yıllardan beri tanır ve severim, samimiyetinden hiç bir Aman şüphe duymamışımdır. Bu güveni sadece bana değil çevresindeki herkese sağlamıştır.
Doğan Demir şu anda bağımsız Milletvekili, fakat tüm partilerin vekilleri ile arası çok iyi, buda ikili ilişkilerinden kaynaklı.
Ankara’da kimin işi olsa,neclise kim gitse onu evinde hissettiren bir isim Doğan Demir
Çalışkanlık, bir siyasetçinin en temel vasfı olmalı. Ancak ne yazık ki bizde çoğu zaman unvanlar, makamlar ve fotoğraf kareleri hizmetin önüne geçiyor. Oysa seçilmiş bir vekilin gerçek görevi, temsil ettiği halkın taleplerini, sorunlarını ve beklentilerini Ankara’ya taşımak; çözüm üretmek ve takip etmekten geçer. Doğan Demir’in öne çıkmasının sebebi de tam olarak bu: Sahada olması, kapı kapı dolaşıp vatandaşın derdini dinlemesi, komisyonlarda aktif rol alması ve çoğu meslektaşının yapmadığı bir titizlikle dosyaları takip etmesi.
Milletvekilliği, sadece kürsüde konuşma yapmak ya da sosyal medyada mesaj paylaşmak değildir. Milletvekilliği, çoğu zaman görünmeyen, arka planda yürütülen yoğun bir mesai ister. Emek ister, ısrar ister, kararlılık ister. Sahada olmayı gerektirir; vatandaşla yan yana, aynı tozu yutarak yürümeyi gerektirir. Eğer Meclis’teki her sandalye bu bilinçle doldurulsaydı, bugün bu ülkede çözülmez sandığımız nice sorun çoktan çözülmüş olurdu.
Vatandaş artık laf değil, icraat görmek istiyor. Siyasetçinin makamı değil, sahadaki iz düşümü önem kazanıyor. Bu yüzden toplum, çalışkanlığıyla öne çıkan her isme sahip çıkıyor; her ilçeye, her köye gidiyor oluşunu takdir ediyor; çözüm için kapı kapı dolaşmasını önemsiyor.
Doğan Demir gibi vekillerin yaptıkları, sadece kendi seçmenleri için değil; siyasete duyulan güvenin onarılması için de önemli. Çünkü örnek teşkil ediyorlar. “Olabiliyormuş” dedirtiyorlar. “Gerçekten çalışan, sorumluluk hisseden vekil de varmış” fikrini güçlendiriyorlar.
Keşke her milletvekili böyle çalışsa… Keşke her biri seçildiği günkü sözünü, heyecanını ve sorumluluğunu korusa. O zaman Türkiye bambaşka bir ülke olurdu; sorunlar daha hızlı çözülür, halk ile devlet arasındaki mesafe kısalırdı.
Bugün toplumun ihtiyacı tam da bu: Unvanının değil, görevinin hakkını veren siyasetçiler. Çünkü bu ülkenin kaderi, kürsüdeki konuşmalardan çok sahadaki adımlarları belirliyor.
Sonuç olarak Doğan Demir, İstanbul milletvekili ama Kocaeli'nin benimsediği hatta Türkiye'ye mal olmuş sevilen bir vekil. Allah böyle vekillerimizin sayısını arttırsın.