Flaş Kocaeli
BİRSEN ÖZER ÇULHA
birsen0809@gmail.com
BİRSEN ÖZER ÇULHA

KANLI ÇARŞAF eşittir NAMUS

17 Kasım 2021 tarihli yazısı

Yaşanmış bir olaydır.. 

 

Flört,  söz, nişan derkeeen düğün geldi çattı.. 

Çatmaz olaydı..

Niyesini mümkün olduğunca uygun cümlelerle yazmaya çalışacağım... 

 

Farklı bölgelerin dolayısıyla da farklı kültürlerin insanlarıydı 20 yaşındaki genç kız ve 24 yaşındaki genç adam. 

 

Yolları bir şekilde kesişmiş ve evlenmeye karar vermişlerdi. 

 

Düğün bitip eve geldiklerinde onları sevimsiz bir ültimatom bekliyordu.  

 

Genç adamın annesi ve bir iki yakın akraba kadın gelini bir köşeye çekip, o gece ne yapması gerektiğini anlattılar... 

Yok canıııımm..

Öyle sizin sandığınız gibi değil, geleneksel beklentilerini kelimelere döktüler. 

 

Çarşafın üzerinde bir bez olduğunu, kanın onun üzerinde olması gerektiğini (bunu yazarken bile utanç ve öfke duyuyorum), sabah erken saatte gelip o bezi alacaklarını söylediler. 

 

Bezin üzerindeki kan gelin kızın "bakire" olduğunun, "namuslu" olduğunun (?) kanıtı olacaktı.. 

 

Yakın akrabalar kanı görecek, ardından balkona bayrak asılacak (ne alâkaysa), Birkaç el havaya ateş açılıp oğullarına "vayy koçum, asslanım" mesajıyla birlikte gelinin namusu cümle aleme ilân edilecekti.. 

 

O kadar ki şehir dışından gelen akrabalar sırf bu ilânı (bana göre rezaleti) görmek için evlerine dönmemişlerdi. 

 

Amaaaa evdeki hesap çarşıya uymadı...

Sabah kapıya dayandıklarında kan man yoktu. 

Bundan pek hoşlanmadılar ama yapacak bişey yoktu.

Ertesi sabahı beklediler.

O da ne? 

Yine eli boş döndüler..

Ondan sonraki sabah,

Ve ondan sonraki sabah da... 

 

Kayınvalide bir yandan genç kıza köpürüyor, aşağılıyor (kendine sorarsanız motive ediyor...güya...)  

 

Bir yandan da oğluna ; 

"Sen ne biçim erkeksin, ağzına iki tane çakıp zorla da mı yapamıyorsun" 

      "Bu kız kandırmış seni, bakire değil bu" 

...gibi cümleler kurarak onu eşine karşı kışkırtmaya çalışıyordu. 

 

Neyseki delikanlı okumuş, kendini yetiştirmiş mantıklı biriydi ve annesinin gazına gelmiyordu.

13 ay boyunca eşini bir an bile incitmemişti.(Evet evet doğru okudunuz tam 13 ay sürdü bu sorun) 

 

Düğünün 4. günü gelini Jinekoloğa götürüp bekâret testi yaptırdılar ama doktorun söyledikleri genç adamın annesini kesmemişti. 

İnanmadı, baskıya devam etti.. 

 

Ama genç adam doktorun tavsiyesine uydu ve bir Psikiyatr'a gittiler...

Bilin bakalım kimlerle beraber? 

Tabii ki anne babayla... 

 

Muayenehaneye 4 kişi girdiler.

Doktor hanım gençlere "sorun nedir" dediğinde genç kız günlerdir yaşadığı travmanın etkisiyle açtı muslukları :(

Ağlamaktan konuşamadı. 

 

Konuşabilseydi ne diyecekti zaten? 

O kadar şaşkın, o kadar üzgün ve çaresizdiki...

O da ne olduğunu anlayamıyordu. 

 

Ailenin (daha doğrusu sadece annenin) baskılarıyla, aşağılamaları, suçlayıcı tavırlarıyla,

Kendisini "anormal zannetme" duygusuyla nasıl baş edeceğini bilemiyordu. 

 

Kimseye hiçbir şey söyleyemiyordu.

Neler oluyordu? 

 

Doktor, genç adamın babasına döndü ve "gençlerin birşeyi yok, sadece yalnız kalmaya ihtiyaçları var, onları rahat bırakın " dedi. Ve konunun uzmanı bir psikoloğa yönlendirdi genç çifti. 

 

Ama ellerinde olmayan sebeplerden bir süre gidemediler.

Anne her telefonda kan soruyordu.

Hep aynı cevabı alıyordu çünkü zaman geçtikçe sorun kronikleşiyor daha da çözümsüzleşiyordu. 

 

Tam 11 ay sonra Psikoloğa gidebildiler. 

İlk yapmaları gereken şeyi en son yaptılar. 

 

Sorunun adı "Vajinismus"tu..

Birçok genç kadın bu sorunu yaşıyordu..

O terapilerde neler neler duydu genç kız.. 

 

17 yaşındaki gencecik kadını, ellerinden ayaklarından yatağa bağlayıp tecavüz etmeye çalışan bir yaratık mı dersiniz, (ben ona koca, eş gibi kelimeler kullanırsam kıymetli "kocalara, eşlere, yârenlere haksızlık etmiş olurum) 

 

İlk gecesini kötü geçirip, her seferinin öyle olacağından korktuğu için, doktor olan eşini 6 yıl boyunca kendisine yaklaştırmayan bir öğretmen kadın mı... 

 

9 aylık evli olup bu sorunu yaşayan bankacı genç bir kadın mı....

Her eğitim/kültür seviyesinden kadınlar... 

 

Genç kız 2 aylık tedavinin ardından sorunu aştı.

"Ya şimdi de çocuğum olmazsa" endişesiyle hemen hamile kaldı. 

 

Aile mi? 

Boşverin :) 

 

Şimdiii bunu neden mi anlattım? 

Çünkü iki gün önce Dünya Kız Çocukları Günü'nu kutladık tüm ahâli. 

 

Kız çocuklarına yönelik AYRIMCILIĞIN önlenmesi, 

CİNSİYETLERİNDEN dolayı maruz kaldıkları EŞİTSİZLİKLE ilgili farkındalığın arttırılması amacıyla Birleşmiş Milletlere üye ülkelerin aldığı kararla 2012 yılından beri kutlanan bu günde sosyal medya, (gençlerin jargonuyla) yı-kıl-dı... 

 

Eee?? Yani?? 

Ne oldu yıkıldıysa? 

 

Yukarıdaki hikâyeyi okuduğunuzda "amaaann, bu devirde kan mı var? Çarşaf mı var? diye düşünmüş olabilirsiniz... 

 

Sizce yok mu gerçekten? 

 

Özellikle, Doğu, Güneydoğu, İç Anadolu gibi bölgelerde, kırsal kesimlerde "gelenek, örf, âdet" adı altında genç kızlarımıza "Psikolojik Şiddet" uygulanmıyor mu hâlâ? 

Ve şiddet sadece "psikolojik" olmakla da kalmayıp telâffuz bile etmekten imtina ettiğim başka üzücü sonuçlar doğurmuyor  mu? 

 

Keşke cevabımız "bunlar kesinlikle benim ülkemde olmaz" diyebilseydik...

Keşke :( 

 

Tamam da çözüm? 

EĞİTECEĞİZ sevgili dostlarım.

Annelerimizi, babalarımızı, erkek çocuklarımızı EĞİTECEĞİZ... 

 

Onlara; 

Namus kavramının "sadece"  kadınlara özgü olmadığını,  

Kadınların "eksik etek" değil, 

Saçı uzun aklı kısa değil, 

Doğruları, duruşları olan, 

Güçlü ve bir o kadar da duygusal, 

Ahlâkını, şerefini, namusunu bir erkeğin yardımı olmadan da koruyabilen, 

 

Bir anne, bir bacı, bir eş, bir DEĞER olduğunu öğretelim. 

 

Gecikmeli de olsa tüm kızlarımızın

"Dünya Kız Çocukları Günü'nü kutluyorum.. 

 

Ve erkek evlâtlarımıza da bir çift sözüm olacak elbet.. 

Kızlarımızı üzerseniz bi terlik fırlatırım, ağzınız burnunuz kırılır ha :))) 

 

Şaka şakaaa :)) 

 

Kızlarımız önce Allah'a, sonra kendilerine ama en çok da sizlere emanet.

Lütfen onlara gözünüz gibi bakın, "özenli" davranın. 

Unutmayın, gün gelecek hemşire size de "bir kızınız oldu" diyecek.

Empati yapmak gerekir öyle değil mi? 

 

Hepinizi gözlerinizden öpüyorum...

(Boğazım mı düğümlendi ne? :) 

 

Görüşelim kıymetli dostlarım.

Sürç-i lisan ettiysem affola...

 

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

İbrahim - 03 Kasım 2021 16:05
Kaleminiz keskin olmaya devam etsin, dünya Kız çocukları günü kutlu olsun
Sevim siranun - 16 Ekim 2021 07:25
Tek kelimeyle harikaydi
Derya Çınar - 16 Ekim 2021 04:03
Orbay - 16 Ekim 2021 00:15
Kaleminize sağlık bende kızım ve bütün kızlarımızın dünya kız çocuk ları gününü kutluyorum maalesef kırsal kesimde ilk gün bez ve kan üçlemesi problemi devam etmektedir ama ben şuna inanıyorum okuyan kızlarımızın sayısı hızla artıyor kültürlü kızlarımız bu köhnelemiş bu geleneği yok edecektir. Saygılarımla

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99