Flaş Kocaeli
TUĞBA TEKELİ
tugbatekeli@gmail.com
TUĞBA TEKELİ

Kimsin

10 Aralık 2020 tarihli yazısı

‘En çok kimsin dediklerinde tökezliyorum. ‘ İşte bu cümle, içinden, bulunduğu zaman ait olmadığını hisseden her insan için vurucu bir cümle. Kesinlikle evet. En çok kimsin dediklerinde tökezliyorum, afallıyorum, şaşırıyorum ve duruyorum.

 

Kimim gerçekte? Bunu sıkça sorar mısınız kendinize? Yoksa olduğunuz kişi ile ilgili değil misiniz pek? Dünyamız git gide olduğundan daha tuhaf bir hale geliyor. Pamuk ipliği hayatlarımız için çok da düşünmüyor çoğumuz, beklentilerini en aza indirip sadece yaşayabilmek için yaşıyor. Bazılarımız ise anlamı kavramak için debeleniyor ve sonunda insanların bakışında adeta bir deli oluyor. Elbette her şey gibi bunun da bir dengesi var. Kim olduğun sorusu çetin bir ceviz gibi hayatımızın öyle ortasında duruyor ki bu açıklık belki de ona ulaşmamızı engelliyor. Etrafında dönüp duruyor ama ona değmemeye çalışıyoruz, korkuyoruz.

 

Kimiz gerçekte? Bir anne, abla, baba, abi, teyze vs kim olursak olalım içimizde dışarıdan göründüğünden farklı ve başka insanlarız. Belki de pek çok kişiyiz aynı anda, hem anne hem kadın hem birey olmak gibi mesela. Bizim toplumumuzda maalesef bazı kimlikler alkışlanırken bazıları iteleniyor, yok sayılıyor. Kadınlık en bilineni! Ben hem bir kadın hem de anneyim ama dışarıdan annelik kimliğim kutsallaştırılırken kadınlığım devamlı sorgulanıyor. Çünkü bir kadın anne olmuşsa sadece anne olmalıdır. Örneğin anne olan bir kadın anne olmanın dışında başka bir şey ile ilgilenemez, kendine vakit ayıramaz, evini her daim muntazam tutmalıdır, geç saatlere kadar arkadaşları ile gezip dolaşamaz hatta çoğunlukla benliğinden vazgeçer ve sadece rutin koşullarda var olmaya çalışır. Kadınlardan hep bunları beklerler, çocuk yap, ona iyi bak, evlen, eşine iyi bak, evini temiz tut, fazla konuşma lafa karışma, giyim kuşamına dikkat et kendine laf getirme vb Oysa erkeklik öyle mi? Erkek ne yaparsa makbul. Onun hakları hep kendinde saklı. Kimseye hesap vermek zorunda değil, kimseye iyi görünmek zorunda değil, kimseye rol yapmak zorunda değil, rollerini gerçekleştirmek zorunda değil. Anne olan bir kadının kendi özbakımı için vakit ayırması bile tuhaf karşılanır sorgulanırken, erkeğin böyle bir derdi hiç olmamıştır.

 

Bilemiyoruz biz kadınlar kimiz? Gerçekte içimizde kaç kişi biriktiriyoruz olamadığımız? Tamamlanacak mıyız günün birinde? Ne zaman kendimiz olacağız? İstediklerimizi özgürce gerçekleştirebilmek için kaç asır daha geçmeli? Bir erkeğin himayesinde bırakılmaya çalışılan düşüncelerimiz, davranışlarımız ne zaman bize gerçekten ait olacak…

 

Zaman değişiyor ama kafalardaki kalıplar değişmiyor. Çünkü herkes işine nasıl geliyorsa öyle yapmaya devam ediyor. Bencillik zamanımızın en geniş gettosu. Bencil olmadığını söyleyen insanlar bile bakın nasıl çıkarlarını korumak uğruna olmadığı birine dönüşüveriyor. Dönüşmeyelim artık ne olur, değişelim. Kalıpları yıkalım, başkaları için elimizden bir şey gelmiyorsa da kim olduğumuzu anlamak için, tökezlememek için kendimiz için yapalım. Coğrafyamız kaderimiz olmasın, kaderimiz umutlarımız olsun, umutlarımızsa özgürce tasarlayabildiğimiz eylemlerimiz!

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99