Flaş Kocaeli
Halil Küçükparlak
flaskocaeli@gmail.com
Okunma Sayısı: 4004
Halil Küçükparlak

Ne zaman düzenlenecek?

22 Ocak 2017 tarihli yazısı

Ne zaman düzenlenecek?

Anayasa teklifi tartışmaları ve Meclis’teki kavgalar, yumruklaşmaların gölgesinde kalarak kaynayıp giden bir olayı bugün sizlerin dikkatine sunacağım. Önce internette dolaştı kısa bir video çekimi olarak daha sonra da televizyon haberlerinin sonunda küçük bir haber olarak yer aldı. Sakarya’nın Erenler ilçesinde bir Kur’an kursunda 55 yaşındaki hoca 12 yaşındaki öğrencisine elindeki terlikle defalarca vuruyor. İzlerken benim vicdanım sızladı. Çocuk çekile çekile duvara kadar dayandı üstüne gitti çocuğun vurma diye yalvarmalarına aldırmadı, vurdu. İlk gördüğümde nefret ettim sonuna kadar izlemedim ama bu yazıyı yazmaya karar verdikten sonra tekrar izledim, bu kez mecburen sonuna kadar.

 

Gelişmeleri kısaca özetleyeyim. Olay 2016 yılının mayıs ayında meydana gelmiş. Videoyu kurstaki diğer öğrencilerden birisi çekmiş. Çocuk önce babasına söylüyor durumu. Babası oğluna abartmasını söyleyip geçiştiriyor. Dayak olayı defalarca gerçekleşiyor. Çocuk babasına izletmek için arkadaşına çekim yaptırıyor. Daha sonra emekli olan dayakçı hoca "Ders yapmadığı için dövdüm. Üzgünüm, hataydı" diye verdiği ifadesinin ardından "küçük yaşta çocuğa darp, kasten yaralama ve eziyet" suçuyla tutuklanıyor.

 

Olaydan sonra Diyanet İşleri Başkanı "Sakarya'da bir Kur'an kursunda 2016 yılı Mayıs ayında yaşananların, din ile din eğitimiyle ve Diyanet İşleri Başkanlığının din eğitimi yöntemleriyle hiçbir şekilde alakası yoktur. Böyle vahim bir suçu işleyen şahıs hakkında Başkanlığımız tarafından derhal soruşturma açılmış, görevden el çektirilmiştir. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra basına yansıyan bu içler acısı görüntülerden dolayı öncelikle gözümüzün nuru çocuklarımızdan özür diliyoruz. Bu ve benzeri durumların yaşanmaması için gerekli hukuki ve ahlaki adımlar atılmıştır. Çocuğunu yaralayan bir toplumun geleceği sağlıklı olamaz ve bir insan çocuğun üstün menfaatlerini öncelemedikçe, üzerindeki ilahi emaneti hakkıyla koruyor sayılamaz” şeklinde açıklama yapmış.

 

Olayın özeti bu. Şimdi bu konudaki sorularımı yazayım da endişelerimde haklı mıyım karar verelim.

Soru 1: Bu nasıl bir baba ki dayak yediğini söyleyen oğluna inanmayıp abartmamasını söylüyor?

 

Soru 2: Bu çocuk 12 yaşında olduğuna göre ortaokul öğrencisi olmalı. Ülkemizde ilkokul, ortaokul ve lise olmak üzere 12 yıl zorunlu eğitim olduğuna göre mayıs ayında ortaokulda olması gereken bu çocuk neden ve nasıl Kur’an kursuna gidiyor?

 

Soru 3: “Ders yapmadığı için dövdüm” diyen adam döverek ders yaptırılmayacağını bilmiyorsa, dayakla eğitim olmayacağının farkında değilse neden, nasıl hoca vasfı verilip kursta görevlendiriliyor?

 

Soru 4: Diyanet İşleri Başkanlığının açıklamasındaki “Yaşananların, din ile din eğitimiyle ve Diyanet İşleri Başkanlığının din eğitimi yöntemleriyle hiçbir şekilde alakası yoktur” bölümüne aynen katılıyorum. Din ile ve din eğitimi ile alakası yoktur, daha doğrusu olmamalıdır. Ama daha sonra da “Böyle vahim bir suçu işleyen şahıs hakkında Başkanlığımız tarafından derhal soruşturma açılmış, görevden el çektirilmiştir” kısmına gelince kafam karışıyor. Önce olayın bizimle alakası yoktur deniliyor, sonra da soruşturma açtık görevden uzaklaştırdık diyorlar. Sizinle alakası olmayan olay hakkında neden soruşturma açıyorsunuz?

Daha birçok soru var ama yerim yetmez hepsini sormaya. Bu konuda birkaç kez daha yazdım. Yurdum insanının yüzde doksan dokuzu Müslüman ama şu Kur’an kursu olaylarına bir çeki düzen verilemedi. Ya bir kursta yangın çıkıyor öğrenciler diri diri yanarak ölüyor, ya hoca olacak yaratık Kur’an öğretsin diye kendisine emanet edilen küçücük yavrulara defalarca tecavüz ediyor, ya da yukardaki gibi dayak olayları meydana geliyor. Bu işe kesin ve net bir çözüm bulunmayınca böyle devam edip gidecek galiba.

 

Daha önce tecavüzcü hoca tutuklanmıştı, şimdi de dayakçı hoca tutuklanmış. Tutuklanınca her şey düzeldi, oldu bitti mi yani? O çocukların bundan sonraki hayatları nasıl olacak hiç düşünen var mı? Bu konuda yaşadığım kısa bir anekdotu anlatarak yazımı noktalıyorum. Bir meslektaşım, arkadaşım vardı gençlik yıllarında. Her konuda güvenilir, son derece dürüst, insan canlısı bir insandı. Uzun süre her konuda sohbetlerle dolu arkadaşlığımız oldu. Taa ki annesini kaybedene kadar. Tabii arkadaş grubu olarak koştuk, yanında olduk, annesinin cenaze törenine katıldık. Biz hepimiz camiye girip önce öğle namazını kılıp, daha sonra cenaze namazına dururken kendisi cami duvarının yanında duruyordu.

 

Daha sonra kabristana gidip rahmetliyi toprağa verdik. Dönüşte kendisine sordum neden camiye girdiğini küçükken gönderildiği Kur’an kursunda yediği dayağı aradan geçen 30 yıla rağmen halen unutamadığını, ondan sonra artık bir camiye girmek onun için işkence olduğunu söyledi. “Caminin bulunduğu kaldırımdan bile geçemiyorum” dediğini hatırlıyorum. Dayak olayını yaşayan böyle ateist insanlar yetiştirirken ya tecavüz yaşayan öğrencinin sonraki durumunu düşünmek bile istemiyorum.

Mutlaka Kur’an eğitimi verilmeli ama Diyanet İşleri’nden alınmalı bu eğitim. Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilmeli, her ilde ve ilçede onlarca olan İmam Hatip Orta Okulları ve Liselerine verilmeli. Düzenli ve kurallarına uygun eğitim verilerek bu tür istenmeyen olayların önüne geçilecek tedbirler alınmalı hem de hiç vakit geçirmeden. 

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99