Halil Küçükparlak
flaskocaeli@gmail.com
Okunma Sayısı: 970
Halil Küçükparlak

İnsanlar mı, eşyalar mı?

21 Eylül 2016 tarihli yazısı

 

 

Bugün okullar açıldı. Ülkemizde, ilimizde, ilçemizde tüm öğrenciler derslere başladı. Küçücük yaşlarındaki ilkokula başlayan çocuklarımızdan, en son kademesine gelen üniversite öğrencilerine kadar milyonlarca yavrumuz yeni ders yılına başladı. Derslerine başlayan öğrencilere başarılar diliyorum.

Ama bu sene eğitim yılı biraz sancılı başladı. Biraz değil de, oldukça sancılı başladı. Hepimizin bildiğimiz gibi 15 Temmuz’da cumhuriyet tarihimizin en önemli olaylarından birini yaşadık. Rakamları yazamıyorum, çünkü her geçen gün sayıları artıyor ama en son ulaştığım rakama göre yurt genelinde 15.200 öğretmen görevden alınmış. Kimisi tutuklanmış, kimisi gözaltına alınmış, kimisi de görevden el çektirilerek açığa alınmış. İçlerinde belki suçsuz olanlar da vardır, onlar hukuki işlemler sonunda aklanacaktır mutlaka. Yapılması gereken işlemin bu olduğu tartışılmaz. Bir terör örgütü olduğu mahkeme kararıyla da sabit olan, 15 Temmuz’daki girişimle de terör örgütü olduğunu ispatlayan bu topluluğa ucundan kıyısından da olsa bulaşmış hiçbir kimseye çocuklarımız emanet edilemez. Hepsinin görevden alınması son derece isabetli bir karardır. İlimizde benim torunumun öğretmeni de dahil olmak üzere, 600’ün üzerinde öğretmen görevden alındığı bilgisine ulaştım. Yerlerine yeni öğretmenler verildi. Bugün okullar açıldı, bakıp göreceğiz açıkta öğrenci kalmış mı? İnşallah kalmamıştır, çocuklarımızın dersleri boş geçmez.

Bu konuda varsa eksiklik tamamlanır, çünkü ülkemizde birçok atanamayan öğretmen olduğu biliniyor. Onlarla öğretmen açığı tamamlanır, bundan hiç şüphem yok. Ayrıca yeni emekli olmuş branş öğretmenlerinden de “Sözleşmeli öğretmen” olarak yararlanılacağını biliyorum. Ancak ben burada başka bir konuya dikkat çekmek istiyorum.

Terör örgütüne ucundan kıyısından da olsa bulaşmış olan diğer devlet memurları gibi tüm öğretmenlerin görevden alınmasına kimsenin itirazı olamaz, olamaz. Hem görevden alınmalı, hem de yasalar gereğince hak ettikleri cezaya çarptırılmalı mutlaka.

Benim bu konuda dikkat çekmek istediğim başka bir konu daha var. Görevden alınan, gözaltına alınan ve tutuklanan devlet okullarındaki öğretmenlerin yerleri dolduruluyor. Ancak, bir de tamamen terör örgütünün kontrolünde olan özel okullar var. Bu okulların öğretmenleri ile idarecilerinin tamamı gözaltına alında ve okullar kapatıldı. Bu okulların kapatılması sonucunda yurdumuzdaki bazı ortaokul ve lise seviyesindeki birçok devlet okulunda sabahçı ve öğlenci olmak üzere ikili eğitime geçildi.

Yazımın başlığında işte bu nedenle “İnsanlar mı suçlu, yoksa insanlar mı?” sordum. Askerlik yapan hemen hemen büyük bir çoğunluk anlatır birbirlerine. Herkesin askerlik yaptığı kışlasında mutlaka cezalı bir eşya vardır. Kiminde bir tatbikatta atış yapamayan bir tank cezalandırılmıştır bir daha kullanılmaz, kiminde kaza meydana gelip şehitler verilen bir bina cezalıdır boş metruk durur. Şu anda aklıma bunlar geldi, daha birçok örnek verilebilir. Ben 26 sene görev yaptığım Deniz Kuvvetlerinde hiç şahit olmadım böyle bir olaya ama özellikle Kara Kuvvetlerinde oluyor galiba böyle eşya cezalandırılmaları. Belki de hiç olmuyor ama olduğu sanılıyor. Çünkü başlangıcını hatırlayan yok. Herkes birbirine anlatır eşyaların cezalandırılmasını sonunda da “Zaten mantığın bittiği yerde askerlik başlar” gibi bir söylemle noktalar bu konuyu. Ben şahit olmadığım için bilmiyorum binalar veya eşyalar cezalandırıldıkları için üzülüyorlar mı? Ama sadece askeriyede olmuyor demek ki böyle eşya cezalandırılmaları.

Kapatılan onlarca “cemaat okulu”nun binaları şu anda boş ve atıl vaziyette duruyor. Diğer okullarda ikili eğitim yapılıyor. Sabahçılar gün ışımadan saat derse başlayacak, öğlenciler akşam hava karardıktan sonra okuldan çıkacak. Bu okul kapatma olayının üzerinden iki ay geçti. Az bir zaman değil. Öğretmen ve idarecilerinin tamamını görevden alırsın, evraklarına ve kayıtlarına el koyarsın, zaten suç delili araştırması için mutlaka konması gerek. Yeni öğretmenler ve yöneticilerle o okulu devletleştirirsin, okul eğitime devam eder. Şirketlere nasıl el kayyum atanıyor ve şirket sahiplerinin mal varlıklarına el konuyorsa aynı sistem okullarda da uygulanabilirdi.

Birçok özel okul binası boş ve atıl bir halde dururken ortaokul ve liselerde ikili eğitime geçilmesinin makul ve mantıklı bir nedeni var da benim mi haberim yok acaba? Belki yasalar bunu gerektiriyor, bilmiyorum ben hukukçu değilim ama içinde bulunduğumuz Olağanüstü Hal şartlarında birçok konu Kanun Hükmünde Kararname ile çözümleniyor, bu konu da çözümlenebilirdi. 

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99