Flaş Kocaeli
Okunma Sayısı: 3207

Senden Öte Senden Ziyade…

13 Şubat 2016 tarihli yazısı

Sabah saatlerinde dinlediğim sevgili Barış Manço‘ nun ‘Benden Öte Senden Ziyade’ isimli şarkısı ile bir Cumartesi sabahına merhaba derken hazır konu açılmışken birkaç satır karalayayım dedim. Ne güzel demiş sevgili Barış Manço;

Bir ben var ki benim içimde
Benden öte benden ziyade
Bir sen var ki senin içinde
Senden öte senden ziyade…

Asıl konuya beni günlerce düşünmeye mahkûm eden bir Budist hikâyesi ile başlamak istedim.
1957 yılında Tayland’da bir manastır başka bir yere taşınıyormuş. Bir gurup rahip kilden yapılma dev Buddha heykelini taşımakta görevliymiş.
Heykel taşınırken rahiplerden biri heykelin yüzeyinde bir çatlak olduğunu görmüş.
Heykele zarar vermekten korkan rahipler, taşıma işlemine devam etmeden önce bir gün beklemeye karar vermişler. Meraklı bir rahip heykeli, özellikle çatlamış kısmını incelemiş. Heykelin çatlak bölümüne fener ışığını tutunca bir parlaklık görmüş. Merakı iyice artan rahip, bir çekiç ile çatlağı biraz büyütüp, ne olduğunu anlamaya çalışınca, kilin altında bir metal olduğunu anlamış. Sonra heykelin üzerindeki kili tümden kaldırmayı düşünmüş.
Saatler sonra rahibin karşısında, saf altından yapılma dev bir Buddha heykeli duruyormuş. Daha önce hiç görülmemiş bir hazineyle karşı karşıyaymış.
Tarihçiler heykelin yüzlerce yıl önce, Birmanya ordusunun saldırısından hemen önce kille kaplandığına inanıyorlar. Rahipler heykelin çalınmasını önlemek adına bu şekilde korumuşlardı. Saldırıda tüm rahipler öldürülüştü dolayısıyla bu müthiş hazinenin gerçek değeri ancak bugün ortaya çıkıyordu.

Kendi içimizdeki kendimizden haberimiz var mı? Hangimiz dıştan görünen kabuğumuzun içindeki asıl olan kendimizden haberdarız? Kiminiz şuan ben haberdarım diyor, kiminiz derin bir düşünce yumağına gömülüp asıl kendim nere de diye belki de düşünüyor. İnsanoğlunu doğuşundan ölümene kadar olan süre zarfı ile ele alırsak ne kadar geniş bir umman olduğunu görmemek neredeyse imkânsız.
Waylon Jennings’in bir şarkısındaki sözlerini bir ömür boyunca belki de hiç unutamayacağım.
“I was looking for love in all the wrong places” (Hep yanlış yerlerde arıyordum sevgiyi).
Sadece sevgiyi mi? Hayatı bir bütün olarak ele alırsak daha kim bilir neleri yanlış yerlerde aradık hatta arıyoruz da farkında değiliz bu arayışın. Oysaki asıl aramamız gereken kendimiz… Kendi içimizdeki benliğimiz. Kabukların arasında ki biz değimliyiz?
Yanlış hesap Badattan döner derler ya geç kalmış değiliz hiçbir şey için. Eğer gerçekten isteklerimize hedeflerimize hayallerime kavuşmak istiyorsak önce kendi içimizdeki kendimizi dışa çıkarmalıyız. Kabuklarımızı çatlatıp o asıl kendimizi gün yüzüne çıkarmalıyız.
İçinizden gelen o doymak bilmeyen sesi bir kenara bırakın artık. İstediğiniz sevgiyi, mutluluğu, huzuru, başarıyı elde etmek için kendimizi kenara itip dış dünyanın illüzyonları ile boğuştuk durduk. Yıllarca o asıl kişiyi özgürlüğüne kavuşturmak yerine egonun oyunlarına mahkûm edip hep sakladık içimizde. Hatta kendimizi tanıyamaz hallere bile geldik.
Hayatı iç ve dış dünya arasında kusursuz yaşamak için önce kendini içindeki seni özgür bırak ve kendine kulak ver. İçindeki hazineyi keşfet. Dışarıda aradığımız her şey içimizde bizde saklı yeter ki kabuğumuzu kırmayı bilelim.
Mucizeyi içinde ara dışarıda değil…
Mucize sensin…

“Her ne arar isen içinde ara, Kudüs’te, Mekke’de Hac da değildir.”
(Hacı Bektaşi Veli)

Sevgilerimle…

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99