Okunma Sayısı: 1033

Resûl-i Ekrem Efendimiz’i Anlayabildik Mi?

01 Ocak 2016 tarihli yazısı

Âlemlere Rahmet olarak gönderilen Efendimiz’in (s.a.v) dünyaya teşrifleri coşkuyla kutlandı. Onu anlayabilmek ve hayatımızın merkezine koyabilmek hedefimiz olsun. Onunla bereketlenmek, onunla yaşam bulmak gayemiz olsun. Hiç olmazsa onu anlayanlarla birlikte olmak niyetimiz olsun. Olsun ki ihtiyacımız olan sevgi, muhabbet, hoşgörü ve kardeşlik bağlarımız kuvvetlensin. Hepimizin buna ihtiyacı var. Bunun yanında nasipsiz olanlar da yok değil. Bu birlik ve beraberliği, bu bütünlüğü bozup ortak paydamızdan çıkarmak isteyenler de gözle seçilecek kadar belirgin.

İnsanlık için rahmet kapısı olan Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) insanlığı düştüğü dipsiz kuyundan çıkartacak vahiyleri tebliğ edip beyan edince çağın karanlığı, dünyanın kiri perde gibi çekilmişti. Efendimiz’e (s.a.v) Tâbî olup iman edenler kurtuluşa erdiler. Yaşarken Cennet ile müjdelendiler. Bazıları insanın yüzyıllar boyu taşıdığı çiğliği gösterip bu davetten yüz çevirdi.

***

Hz. Ömer (r.a) anlatıyor:

Bir gün Resûlullah’ın (s.a.v) yanında idik. Birdenbire elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah, üzerinde yolculuk izi bulunmayan ve bizlerden de hiç kimsenin tanımadığı bir adam çıkageldi. Resûlullah’ın önünde edeple oturdu, ellerini de dizlerinin üzerine koydu. Sonra şöyle dedi:

“Ya Muhammed! İslâm nedir, bana ondan haber verir misin?” diye sordu. Resûlullah (s.a.v)

“İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in O’nun peygamberi olduğuna şahadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, ramazan orucunu tutman ve gücün yetiyorsa Allah’ın evini ziyaret edip hac yapmandır” diye cevap verdi. Gelen zat,

“Doğru söyledin” dedi. Biz, onun bu tutumuna hayret ettik çünkü hem soruyu soruyordu hem de verilen cevabı tasdik ediyordu. Sonra şöyle dedi:

“Ya Muhammed! İman nedir, bana imanın ne olduğunu haber verir misiniz?” Resûlullah (s.a.v)

“Allah’a, O’nun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, bütün iyilik ve kötülüğün bir kaderle meydana geldiğine inanmandır” diye cevap verdi. Gelen zat,

“Doğru söyledin” dedi ve devamla,

“İhsan nedir, bana ihsandan haber verir misiniz?” diye sordu. Allah Resûlü,

“İhsan, Allah’ı görüyor gibi O’na ibadet etmendir. Her ne kadar sen O’nu görmüyorsan da O seni görmektedir” buyurdu. Gelen zat,

“Bana kıyametin ne zaman kopacağını haber verir misiniz?” diye sordu. Resûlullah (s.a.v)

“Bu konuda soru soran kişi, soruyu sorandan daha fazla bilgiye sahip değildir” buyurdu. Gelen zat,

“O halde onun alametlerinden haber verir misiniz?” dedi. Allah Resûlü,

“Cariyenin efendisini doğurması, ayakları yalın, baldırları çıplak kişilerin baş olmaları, fakir davar çobanlarının yüksek bina yapmakta birbirleriyle yarışmalarını görmendir!” buyurdu.

Gelen zat kalktı, cemaatin içine daldı, bir anda gözden kayboldu. Gitmesinden bir müddet sonra Allah Resûlü,

“Ey Ömer! O soru soranın kim olduğunu biliyor musun? Diye sordu. Hz. Ömer,

“Allah ve Resûlü daha iyi bilir.” Dedi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurdu:

“O Cibrîl idi, size dininizi öğretmek için gelmişti.” *

*Buhârî, İmân, 37; Müslim, İmân, 1; Ebû Davud, Sünnet, 16;Tirmizî, İmân, 4;İbn Mâce, Mukaddime,9; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 2/426

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99