Okunma Sayısı: 2368

Ben Onları Affettim… Ya siz?

15 Aralık 2015 tarihli yazısı

Bazen insanları affetmekte zorlanırız. Özellikle de bu affetmemiz gerekenler hayatımızda değeri büyük olan kişi ya da kişilerse. Affetmek bazen dünyanın en zor işi gibiymiş gibi görünür insana. Oysaki onları affetmek kendimizi affetmektir. Bir bakıma kendimizi özürleştirmektir.

Yapılan binlerce araştırma bu görüşü desteklemektedir. San Diego Üniversitesinde yaklaşık 200 kişi üzerinde yapılan araştırmanın sonuçlarında uzmanların elde ettikleri sonuçlara göre;
Kendilerini üzen kişilere kin tutmayıp onları affeden kişilerde hem fiziksel hem de ruhsal olarak olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Affetmeme durumlarında stres hormonu olan Kortizol seviyesi artar ve beraberinde kalp rahatsızlığı ruh sağlığı bozuklukları gibi ciddi sağlık sorunlarını da getirir. Affetmeyerek aslında kendimizi cezalandırıyoruz ve ruhumuzu kaldıramayacağımız yükler taşımaya mahkûm ediyoruz.

Pozitif bakarsan mutlu, gerçekçi bakarsan güçlü olursun. Ne kadar güzel bir söz. Hayat bütünlüğü hem negatif hem de pozitif olaylardan ibarettir. Önemli olan olaylara bakış açımızdır. Hepimiz hayatımızda dönem dönem belli başlı sıkıntılarla uğraşmak zorunda kalmışızdır. Kimi zaman üzülen kimi zaman ise üzen olmuşuzdur. Her acının ömrü maksimum üç aydır. Evet doğru okuyorsunuz üç aydır. Bunu ben demiyorum bu işte uzmanlaşmış kişilerin araştırma sonuçlarıdır. Üç aydan sonra eğer o acı halen aynı sıcaklığını koruyorsa bunu üzülerek söylüyorum bu artık saplantıya dönüşmüştür.
Bu saplantıdan kurtulmanın elbette ki çeşitli yolları vardır. Bunlardan birincisi bu konuda uzmanlaşmış Psikolog veya Psikyatrisler ile görüşmektir. İkinci yolu ise kendimize değer verip bizi bu duruma iten kişi kişiler veya olaylardan uzaklaşmaktır. Ben ikinci yolu seçmenin insanın kendini bulmasında çok önemli bir faktör oluşturduğu kanısındayım. Çünkü bir bakıma insan kendi kendinin doktorudur ilacıdır. İlk sorunuzu duyar gibiyim…
Peki nasıl?
Bakış açısını değiştirememişlerden, hayata tek bir pencereden bakıp insanları dinlemeden yargılayanlardan, hakareti marifet sayıp söyleyecek söz bulamayanlardan, saygısızlık limanına demir atanlardan, Allahtan korkmayanlardan, o küçücük beyinlerine dev gibi egoları yerleştirenlerden, sürekli negatif enerjisi ile hayatın pozitifliğini yok edenlerden uzak durduğum günden beridir zemheride baharı yaşar oldum. Hiç şüphesiz ki şu hayatta verdiğim en doğru kararım kendini vazgeçilmez sanan insanlardan vazgeçmem olmuştur. Benim dünyam geniş benim dünyamda saygı var sevgi var hoş görü var etik var insana merhamet var Allahtan korkmak var.
İşte formül bu kadar basit; ben onları çoktan affettim sizde affedin onları affedin ki yürüdüğünüz yol güllerle donatılıp, hayatınız nazlı bir pınarın narin akışı gibi asıl olması gereken yere akıp gitsin…
Şimdi soruyorum size; hangisi sizin tercihiniz affedip mutlu olmak mı ? Yoksa hayatı cezası müebbet yüklerle ağırlaştırmak mı?

Değerli okurlarım;
Haftaya görüşmek üzere gül renginde bol kahkahalı bir hafta diliyorum…

 

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

ERDEM ÇELİK - 16 Aralık 2015 16:00
Yoruma gerek yok sen zaten muhteşem sin kuzennnnnn
Hakan - 15 Aralık 2015 15:48
Ellerinize sağlık gerçekten çok güzel bir yazı olmuş.
Ahmet - 15 Aralık 2015 15:42
Muhteşem bir yazı olmuş Gönül Hanım tebrikler...Saygılarımla...

FLAŞ KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0555 819 86 99